Her kötünün içinde bir iyilik,her iyinin içinde de bir kötülük vardır. İnsan sadece görmek istediğini görür.

15 Ekim'den itibaren tüm kitap satış noktalarında

Okunmayı ve Yorumlanmayı bekleyen kitaplar

Geziyoruz biz

Hep okuyacak değiliz ya

14 Ocak 2017 Cumartesi

Od - İskender Pala

kitabı yorumu, pdf, özeti

- Bir ‘Yunus’ Romanı – 



Kaçmak demeyelim istersen, Yunus, evladım, hayata tutunmak diyelim. Çünkü her kaçışın hasret gibi, gurbet gibi, firkat gibi acıları, terk etmek, gözden çıkarmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardır. Bunun için kalbi kırık olur kaçanın, içinde hasretlikler büyür. Vatandan, topraktan, sevgiliden yana hasretlikler.

-        

Edirne Kitap Okur grubu ile geçen ay yaptığımız toplantıda üzerinde mutabakata vardığımız Od’u okudum. Sayelerinde okuma planımda hiç olmayan kitaplar ile tanışma fırsatım oluyor. Henüz mükemmel sonuçlar alamasam da en azından farklı lezzetler aldığımı söyleyebilirim.

Kitaba başlamadan önce, ne yalan söyleyeyim, ön yargılıydım. Baştan sona dergahta geçen, bir o dervişin, bir bu dervişin ağzından, dünya ve ahiret adabıyla dolu, bin türlü veciz söz okuyacağımızdan endişe etmiştim. Neyse ki korktuğum kadar değilmiş. Hatta ilk bölümler bildiğin bir tarihi macera romanı gibi.

Efenim, yazar bize bir anlatıcı karakter kurgulamış, Molla Kasım. Böylelikle, benzerlerine pek rastlamadığımız, eşsiz bir örneğini Amin Maalouf’un Tanios Kayası’nda görebileceğiniz “ikinci tekil anlatım” yolu seçilmiş. Kurguya göre kaderi Yunus Emre ile kesişen Molla Kasım, ondan aldığı ilham ile kendisinden ve oğlundan dinledikleri ile gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bir biyografi hazırlamış.

Moğol istilası ile yerinden yurdundan olan Yunus’un hayatı boyunca neleri kaybettiğini, nelere sabrettiğini ve neleri kazandığına şahit oluyoruz. Sadece Yunus’un hayatı değil, onunla birlikte yıkılmak üzere olan Selçuklu Devleti’nin son yılları ve Osmanlı Devleti’nin (daha doğrusu beyliğinin) kuruluşu hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Ancak kendi cahilliğimin de etkisi olmakla birlikte; anlatılanların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu, hangi söz, hatıra Yunus’un, hangisi İskender Pala’nın bilemedim.

Dönem insanlarının yaşadığı zorluklar, yayan gezilen Anadolu toprakları son derece ilgi çekici gelse de, arka planda sürekli verilen şeyh, dergâh, derviş, tarikat, yol güzellemelerini pek sevmedim. Bunun yanı sıra Keloğlan masalarından fırlamış gibi duran, İslamiyet’in kendi özüne aykırı duran, kendiliğinden ortaya çıkan sofralar, söğüt dalıyla adam kesen cengâverler ve buna benzer kerametleri abartılı buldum.

Acının birine üzülmeden diğeri geliyordu Molla Kasım. Yeni bir acıya ah edecek olsak, içimizdeki eski bir ah ağzımızdan çıkıp ona yer açıyordu.

Öte yandan yazar, bilerek ya da bilmeyerek korkunç bir gerçeği gözler önüne seriyor; düşünsenize daha 12. yüzyılda, nüfusu bugünkünden kat be kat az olan Anadolu’da onlarca şeyh, derviş, abdal, kahin, tarikat, dergah, mezhep cirit atıyormuş. Ne acı. Kaldı ki o döneme ait en güzel tanımı Yunus Emre’nin gönlünün yıldızı Sitare yapmış:
“İnsanlar yaratılışlarının gereği madde ile mana dengesinde yaşamak isterlermiş. Madde tükenince geride bıraktığı boşluğu mana doldurur; yahut mana yükselince madde bedeni terk edip gidermiş.”
Ne güzel söylemiş. Belki de dini satanların zengin, kendini Allah’a en çok muhtaç ve yakın olmak zorunda hissedenlerin fakir olması bu yüzdendir.

Zalimin karnından aşı eksilmeyegörsün, mazlumun kanına ekmek doğrar da yer.

kitabı yorumu, pdf, özeti
Özel bir sebebi olmamakla birlikte kapağı beğenmedim, kitap ile birlikte cd gelmesini esefle kınadım. İngilizce eğitim seti mi bu, cd’de neyin nesi? Kelime, imla, yazım yanlışına gözüm ilişmedi, bu açıdan oldukça başarılı. Ancak yüzyıllar öncesindeki dervişlerin konuşurken Simurg, girift, taciz gibi kelimeler kullanmalarını garipsedim.

Onun dışında hayatıma yeni ufuklar açan, iyi ki okumuşum dediğim bir kitap olmadı.  Ancak anlatımı sürükleyici, anlaması kolay bir kitap olması nedeni ile kolay okunan akıcı bir roman. Bu nedenle vakit kaybı da diyemem.






                                        
Od - İskender Pala



Orijinal Adı:
 Od 
Yayın tarihi: Ekim 2016 (17. Baskı)
Yazar: İskender Pala
Ebat: 13,5 x 19,5 cm
Sayfa: 359
ISBN: 9786054322848
Goodreads Puanı: 4.0





4 Ocak 2017 Çarşamba

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitapGeçtiğimiz günlerde Bath Spa Üniversitesi tarafından, geçmişten geleceğe, edebiyatta çeşitliliği ve eşitliği kutlamak amacıyla bir çalışma yaptı ve toplumdaki özgür düşünceyi ve olumlu değişimi teşvik eden on kitaplık bir liste yayınladı.  

Tüm dünya ülkelerinin edebiyatını kapsayan liste, Sylvia Plath'ın The Bell Jar ve Virginia Woolf'un Orlando gibi klasiklerinden tutunda, son dönem genç yetişkin romanlarından Two Boys Kissing2 kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Liste Bath Spa Üniversitesi'nin öğrencileri, akademisyenleri, yazarları ve kütüphanecilerinin ortak çalışması ile hazırlandı.

Listeye alınacak kitaplar için ırk, cinsiyet, engellilik, zihinsel sağlık ve cinsellik olmak üzere beş farklı kategori belirlendi. Ardından katılımcılar, belirlenen adaylar arasından kendi yaşamları üzerinde en çok etkisi olduğunu düşündükleri kitaba oy verdi.

Eğer dünyanın şu andan daha fazla ihtiyaç duyduğu bir şey varsa; hoşgörüdür. 


Bazılarının Türkçe'ye çevrildiği kitapların listesi aşağıdaki gibi. Türkçe baskılarına ulaşabildiklerimin tanıtım bültenlerini de vermeye çalıştım.  Bu arada yazarlar hakkında üstün körü yaptığım incelemede en az üç tanesinin intihar ederek yaşamına son verdiğini görüyorum. Listenin hazırlanış amacına bakarak biraz tezat bir durum oluşmuş gibi duruyor.

1. Two Boys Kissing, David Levithan


Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

2. Nevada, Imogen Binnie

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

3. The Reason I Jump, Naoki Higashida

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

4. The Story of My Life (Hayat Hikayem), Helen Keller  

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

1880’de Alabama’nın küçük bir kasabasında sağlıklı bir bebek olarak doğan ve on dokuz aylıkken geçirdiği ateşli bir hastalık sonucu görme, işitme ve konuşma yetilerini yitiren Hellen Keller’ın engellerine rağmen başardıkları, onu efsanevi bir kişilik hâline getirmiştir. İnanılmaz azmiyle beş dil öğrenen, bisiklet binen, kano ve yelkenli ile gezintiye çıkan, yüzen, satranç oynayan Keller’ın hem normal daktilo ile hem de körler alfabesi ile yazdığı hayat hikâyesi de tıpkı kişiliği gibi efsaneleşmiştir. İlk kez 1903’te yayımlanan Hayat Hikâyem tam 50 dile çevrilerek bir klasik hâlini almıştır. Hayat Hikâyem, “HER MÜCADELEYİ bir ZAFERE dönüştürebilseydiniz neler olurdu?” diye sorarak hayat hikâyesini anlatmaya başlayan Hellen Keller’ın azim, sabır ve özveri dolu öyküsü.
“Başka insanlardan farklı olduğumu ne zaman anladım, hatırlamıyorum. Fakat öğretmenimin gelmesinden önce biliyordum bunu. Annem ya da arkadaşlarım bir şey istediklerinde benim gibi işaretler kullanmıyorlar, ağızlarıyla konuşuyorlardı. Kimi zaman sohbet eden iki kişinin arasına oturur, dudaklarına dokunurdum. Anlayamazdım ve canım sıkılırdı. Ağzımı, amaçsızca onlar gibi oynatırdım. Kimi zaman bu beni öyle sinirlendirirdi ki, yorgun düşene kadar bağırır, her yeri tekmelerdim.”

5. I am Malala, Malala Yousafzai

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

6. Orlando, Virginia Woolf 

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

Virginia Woolf’un, yakın arkadaşı, karizmatik, biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı Orlando, eğlenceli, fantastik bir ‘sahte biyografi’. Canı istediğinde bukalemun gibi biçim, daha doğrusu cinsiyet ve kimlik değiştiren tarihi bir karakterdir Orlando. Erkek olarak başladığı hayatını kadın olarak sürdürür, on altıncı yüzyılda soylu bir aileye doğar, birkaç yüzyılı hızla yaşar, bir gecede cinsiyet değiştirir, yirminci yüzyılın ilk yarısına bir kadın yazar kimliğiyle ulaşır. Delikanlılığında Kraliçe’nin sevgilisi olur, İngiltere Kralı tarafından İstanbul’a büyükelçi olarak gönderilir; Çingenelerin arasında da yaşar, saraylarda da; edebiyat sevdalısı, melankolik bir şairdir; çeşitli kimliklerde çıkar karşımıza Orlando ve değişken ruh halleriyle, yaptıklarıyla hep şaşırtır. Viktorya Dönemi değerlerini eleştiren ve cinsiyet, özgüven, hakikat, kimlik, kişinin toplumdaki yeri, edebiyat gibi konulara şiirsel bir üslupla dokunan Woolf’un kendi deyişiyle Orlando, yazarlık yaşamında tasasız bir tatil; kafaları karıştırıyor, ne yana döneceği belli olmuyor ve bu yüzden de keyifli.

7. Elizabeth is Missing (Hatırlanmayan), Emma Healey  

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

İpuçlarını hatırlayamadığınız bir gizemi nasıl çözersiniz? Maud’un cebindeki notta, kendi elyazısıyla şöyle bir cümle var: “Elizabeth kayboldu.” Maud’un son günlerde hafızası çok iyi değil. Evde zaten bir dolap dolusu varken şeftali dilimleri alıyor, yaptığı fincanlarca çayı içmeyi unutuyor ve bir şeyleri unutmamak için kendine notlar yazıp duruyor. Ancak Maud arkadaşı Elizabeth’in başına nelerin geldiğini bulmak konusunda kararlı. Bir de yıllar önce savaştan hemen sonra kaybolan kardeşi Sukey’nin gizemi var tabii. Harika bir ana karakteri olan, sayfalarını hızla çevireceğiniz bir gizem romanı. Maud sizi güldürecek, ağlatacak ve kesinlikle hafızanıza kazınacak. “Bu kitap sizi tedirgin edecek ve sarsacak: Yetmiş yıllık bir suç, bu suçu soruşturmaya çalışan ve söylediklerine güvenilemeyecek bir anlatıcı… Ve hikâyenin duygusal çekirdeğinde insan aklının ne kadar parçalanabileceği gizemi yatıyor.”    Emma Donoghue 

8. The Bell Jar (Sırça Fanus), Sylvia Plath 

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

Sırça Fanus, 20. yüzyıl edebiyatının efsane yazarlarından Sylvia Plath’ in tek romanı. İlk kez 1963’te yayımlanan kitap, Plath’in kendi gençlik bunalımlarından yola çıkan, büyük ölçüde özyaşamöyküsel bir yapıt. Amerikalı aydınlar üzerinde acımasız bir baskı kuran McCarthy döneminde, üniversite öğrencisi genç bir kızın zihinsel rahatsızlığını, intihar girişimini ve yeniden yaşama dönme uğraşını anlatır Sırça Fanus. Ne var ki, Plath’in şaşırtıcı akıcılıktaki üslubu, ayrıntılara inen keskin gözlemciliği ve kurgulama ustalığı, Sırça Fanus’u iç karartıcı bir bunalım romanı olmaktan çıkarır, insan ruhunun derinliklerinde cesaretle gezinen eleştirel bir yapıta dönüştürür. Şiirleri ve öykülerinde de yabancılaşma, ölüm ve kendini yok etme temalarını işlemiş olan Plath, bu romanın yayımlanmasından bir ay sonra, otuz bir yaşında, yaşamına kendi eliyle son vermiştir.

9. If This Is A Man (Bunlar da mı İnsan), Primo Levi 

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap

1919'da Torino'da doğan Primo Levi, bu kentin küçük Yahudi topluluğu içinde büyüdü. Torino Üniversitesinde kimya eğitimi gördü. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kuzey İtalya'da faşizme karşı direnişe geçen arkadaşlarına katıldı, sonra tutuklanarak Auschwitz Toplama Kampına gönderildi. Onca eziyete karşın hayatta kalabildi. Savaş bitince yine Torino'ya döndü. Can Yayınları arasında yayınladığımız Boğulanlar, Kurtulanlar adlı kitabını yazıp bitirdikten birkaç ay sonra 11 Nisan 1987'de intihar ederek yaşamına son verdi. Bunlar da mı İnsan (1947), onun en tanınmış kitaplarından biri. Bu kitapta Primo Levi, Nazi toplama kamplarında yaşadıklarını, gördüklerini, olağanüstü bir nesnellikle anlatıyor.

10. Ain’t I a Woman, Bell Hooks

Dünyayı Daha İyi Anlamanızı Sağlayacak 10 kitap





3 Ocak 2017 Salı

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı


En çok satanlar listesi olur da, en satan Çocuk Kitapları listesi olmadan olur mu?  Üşenmedim, oturdum, araştırdım. İşte 2016 yılının en çok satan 10 çocuk kitabı.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

1 - Şeker Portakalı - Jose Mauro De Vasconcelos

Brezilyalı ünlü yazar Jos Mauro de Vasconcelos, 1920'de Rio de Janeiro yakınlarında, Bangu'da doğdu. Çok yoksul olan ailesi, onu Natal kasabasındaki amcasının yanına yolladı. Orada dokuz yaşındayken Potengi Irmağında yüzmeyi öğrendi ve hep günün birinde yüzme şampiyonu olmanın hayâlini kurdu. Liseyi Natal'de bitirdikten sonra iki yıl tıp öğrenimi gördü. Öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayâller peşinde Rio de Janeiro'ya döndü. İlk işi, hafif siklet boks antrenörlüğü oldu. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı, bu onun yazarlığına büyük katkılar sağladı. İlk kitabı Yaban Muzu 1940'ta yayımlandı. 1945'te yayımlanan Beyaz Toprak adlı romanı çok beğenildi. Daha sonra Evden Uzakta (1949), Sular Çekilince (1931), Kırmızı Papağan (1953) ve Ateş Çizgisi (1955) romanlarını yazdı. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıktı. En ünlü kitabı Şeker Portakalı (1968) on iki günde yazılmıştı. "Ama onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım," der yazar. Bu kitaptaki küçük Zeze'nin serüvenleri Güneşi Uyandıralım (1974) ve Delifişek (1963) adlı romanlarında sürer. Bu ünlü yazar 1988'de öldü.
En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

2- Küçük Prens - Antoine De Saint Exupery 


“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”







En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

3- Dedemin Bakkalı - Şermin Çarkacı


O, tuz ruhu isteyen müşteriye yemek tuzu gönderip “ruhu arkadan gelecek” diyen bir girişimci…O, fakir müşterilere bedava ürünler satıp ücreti zenginlerin hesabına yazan bir kahraman…
O, bakkaldaki içecekleri birbirine karıştırıp daha güzelini bulmak ve müşterilerine sunmak için uğraşan bir sivri zeka… O, Afrikalı çocuklara yardım göndermek için arkadaşlarının ellerinden kandil yiyeceklerini toplayan bir yardımsever… O, attığı her adım olay olan, aşırı eğlenceli, cin fikirli, fena halde yenilikçi bir bakkal çırağı…
Şermin Çarkacı’nın kendi hatıralarından ilhamla kaleme aldığı Dedemin Bakkalı, büyüklere çocukların gözünden kendilerini görme imkânı verirken; küçüklere ticaretin, yenilikçi düşünmenin, büyüklerin dünyasının ve insan ilişkilerine dair inceliklerin ipuçlarını veriyor. Epey güldürüyor, biraz hüzünlendiriyor, uzun uzun düşündürüyor.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

4- Benimle Oynar mısın Anne 365 Eğitici Çocuk Oyunu - Pedagog Ali Çankırılı 


Şimdi çocuklar çocuk olma zamanı...
Çocuğunu iyi eğitmek isteyen ama bunu bilemeyen ebeveynlerin ihtiyacı olan bir kitap. Çocuklarıyla oyun oynamak isteyen ama oynayacak oyun bulamayan anne-babalar için yüzlerce oyun tarifi. Hayal gücü ne kadar zengin olursa olsun her çocuk zaman zaman sıkılır ve huysuzlanır. Bu kitap böyle anlarda çocuklarını sıkıntıdan kurtarmak, aynı zamanda onların el becerilerini arttırmak isteyen anne-babalara rehber olması için hazırlandı. Bu yüzden kitapta yüzlerce oyun örnekleri bulacaksınız.
Oyunlar, eğitimcilerin büyük önem verdiği deneme yanılma aktivitesini de sağladığı için çocuğun kendi yeteneklerini keşfetmesine öncülük eder.
Bu kitaptan sonra çocuklarınızın yaramazlığından şikayetçi olmayacaksınız.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

5- Sol Ayağım - Christy Brown 


Chiristy Brown doğuştan beyin felci kurbanıydı. Ancak bu talihsiz küçük bebek İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücüne ve duyarlı zekasına sahipti.
Bu,Chiristy Brown’ın kendi yaşam öyküsüdür.Brown, çocukluğunda okumayı, yazmayı, resim yapmayı ve nihayet daktilo kullanmayı öğrenmek için verdiği mücadeleyi ve bütün bunları sol ayağını kullanarak nasıl yaptığını anlatıyor.


En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

6- Harry Potter ve Lanetli Çocuk - J. K. Rowling, John Tiffany , Jack Thorne


Sekizinci Hikâye.
On Dokuz Yıl Sonra...
Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır. Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.
“Harry Potter ve Lanetli Çocuk”,  J.K. Rowling,  John Tiffany ve Jack Thorne’a ait yeni bir özgün hikâyeden yola çıkarak Jack Thorne’un yazdığı yeni bir oyun. Bu oyun sadece sekizinci Harry Potter hikâyesi değil, aynı zamanda tescilli olarak sahneye koyulan ilk Harry Potter hikâyesi. 30 Temmuz 2016’da Londra West End’de gerçekleşen prömiyerin hemen ardından Sahne Metni Özel Baskısı, dünyanın dört bir yanındaki okuyucuları Harry Potter, arkadaşları ve ailesinin devam eden yolculuğuyla buluşturuyor.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

7- Güneşi Uyandıralım - Jose Mauro De Vasconcelos 


Şeker Portakalı'nın sevimli, küçük kahramanı Zeze işte yine karşınızda. Gözlerinin içi yine ışıl ışıl, yüreği yine sevgi dolu. Ama hüzünleri, biraz daha büyümüş bir çocuğun hüzünleri. Küçüklüğündeki küçük Şeker Portakalı yok, ama bu kez de yüreğinde sevgili kurbağası var. Zengin ve aşırı alıngan bir aile tarafından evlat edinilmiş. Ama Zeze yeni babasının iyi niyetine karşılık vermiyor. Evdeki biricik dostu, aşçı Dadada. Bir de düşlerindeki, yeri doldurulamayan, yüreğine kadar sokulup yerleşen kurbağa ve bir filmde görerek gerçek babasının yerine koyduğu ünlü Fransız şarkıcısı Maurice Chevalier. Çok parlak bir öğrenci olan Zeze sırılsıklam âşık oluyor. O güne kadar herkesi kızdıran, kimi de tehlikeli şeytanlıklar yapan bir çocuk. Çocukluğunun sonu, yeniyetmeliğin ilk adımları, verilmesi gereken yalnızlık sınavı...Zeze'nin, dostlarını hayâl kırıklığına uğratması olanaksız. Onun her yaştan pek çok dostu olduğunu da iyi biliyoruz. Şeker Portakalı'nın devamı olan Güneşi Uyandıralım'ı da çok seveceğinize inanıyoruz. Dizinin üçüncü kitabı olan Delifişek'te bu kez, Zeze'yi delikanlılık yaşında bulacaksınız.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

8- Charlie'nin Çikolata Fabrikası  - Roald Dahl 


Roald Dahl (1916-1990), Norveç asıllı büyük bir yazar. Kitaplarını İngilizce yazıyor. Büyükler için olduğu kadar çocuklar için de birbirinden güzel pek çok kitap yazmıştır. Charlie’nin Çikolata Fabrikası, onun en Sevilen çocuk kitaplarından biri. Bu kitapta küçük Charlie ile tanışacaksınız. Onu çok seveceğinizi, onula arkadaş olacağınızı umuyoruz. Charlie, annesi, babası, iki ninesi, iki de dedesiyle birlikte büyük bir kentin bitiminde küçük bir tahta barkada yaşamaktadır. Yoksuldurlar. Charlie, çikolataya bayılır, ama alacak parası yoktur. Biriktirilen parayla, doğum günlerinde, yılda bir kez bir küçük çikolata girer evlerine. Bu büyük kentte, Charlie’lerin evinden bile görülen kocaman bir çikolata fabrikası vardır; dünyanın en ünlü çikolatalarını üretir. Günlerden bir gün... Yok, kitabın konusunu anlatmamızı beklemeyin. Okuyun göreceksiniz neler olacak. Bu kitabın devamı sayılabilecek güzel bir kitabımız daha var: Charlie’nin Büyük Cam Asansörü. O kitapta da Charlie’nin başka bir serüvenini izleyeceksiniz.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

9- Uçan Sınıf - Erich Kastner 


Erich Kästner, çocuklar için de, büyükler için de yazan Almanya’nın ünlü yazarlarından biri. Uçan Sınıf’ın kahramanları, yatılı bir okulun çocukları. Yılbaşına az bir zaman kalmıştır. Çocuklar, Uçan Sınıf adında bir oyun hazırlamaya karar verirler. Ne var ki çalışmaları yarım kalır. Çünkü bir başka okulun öğrencileri, hem oyunda rol alan oyunculardan birini, hem de çocukların alıştırma kitaplarını kaçırmışlardır. Kästner’in ‘Yazdığım en iyi kitap’ dediği Uçan Sınıf, ince bir hüzün ve bolca mizahla kaleme alınmış bir başyapıt. Bu kitapta yazar, çocuklar arasındaki dayanışmanın, sıkı bir arkadaşlığın gücüyle yaşamın zorluklarını alt etmenin güzel bir örneğini veriyor.

En Çok Satan 10 Çocuk Kitabı

10- Allah’ı Arayan Çocuk - Hatice Kübra Tongar 


         Hasta annesinin ateşini kim düşürebilir? Bir itfaiyeci mi? Yoksa mikropları hapse atmak için bir polis mi gerekli? Ya da belki bir tamirci annesinin tüm yaralarını onarabilir? Sahi, hastalara şifa veren hangisi olabilir?
Doktor amcadan duyduğu ‘Hastalıkların ilacı Allah’tadır’ cümlesiyle yollara düşen ve Güneş’ten Gökkuşağı'na birçok kişiye Allah’ın nerede olduğunu soran bir çocuğun hikayesi bu…
Fıtrat Pedagojisi kitabının yazarı Hatice Kübra Tongar, her çocuğun sorduğu ‘Allah nerede’ sorusuna cevap vermeye çalışırken, hem küçük okurlarını, hem de anne-babaları keyifli bir serüvene davet ediyor. Peki, sizce küçük çocuk Allah’ı nerede buluyor?

Kitapyurdu.com verilerinden faydalanılmıştır.











2 Ocak 2017 Pazartesi

Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry

kitap torumu, özeti, konusu, pdf

Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için çok sıkıcı oluyor doğrusu.


Eh! Aslında geç bile kaldım sayılabilir. Ama en azından hiç olmamasından iyidir değil mi? Zaten Türkiye'de ve dünyada bu kitabı basmayan tek bir yayın evi, merdaneleri arasında bu kitabın sayfaları geçmemiş tek bir baskı makinesi kalmamışken, benim okuyup yorumlamamam düşünülemezdi.

Başlarken gergindim açıkçası. Düşünsenize, bugüne kadar bu kitap hakkında yazılmış tek bir olumsuz düşünceye rastlamadım. Ne bu görüşlerin aksine bir görüş belirtebilirsin ne de binlerce övgü arasından sıyrılıp daha güzelini yapabilirsin.

Yıllar, ama çok uzun yıllar önce (sanırım ilkokul zamanlarım, emin değilim) televizyonda bir filmini izlediğimi hatırlıyorum. Nedense gerildiğimi, hatta yer yer ürktüğümü hatırlıyorum. O şerefsiz yılan ya da ruh hastası tilki yüzünden olabilir, bilmiyorum. Ama Küçük Prens'in gezegen hasretini iliklerimde hissettiğimi, onun için üzüldüğümü çok net hatırlıyorum.

kitap yorumu, konusu, özeti, pdfUçağı Büyük Çöl (muhtemelen Sahra Çölü) üzerinde bozularak, çöle inmek zorunda kalan bir pilot, uçağındaki arızayı gidermeye çalışırken birden bire yanında bitiveren küçük bir çocuk görünce şaşırıp kalır. Haklı olarak, çölün ortasında birden bire ortaya çıkan ve kendisinden bir kuzu resmi isteyen bu çocuğun nereden geldiğini öğrenmeye çalışır.

Çok uzaklardan, Asteroid   B-612'den, pilotun ona verdiği isimle söylersek Küçük Prens, kendi küçük gezegeninden sıkılınca, yeni insanlar tanımak ve yeni şeyler öğrenmek üzere yola çıkan bir gezgindir. Küçük Prens yolculuğu boyunca birbirinden farklı insanlar tanımakta ve bir çocuğun saf ve temiz kalbi ile büyüklerin tuhaflıklarına anlam vermeye çalışmaktadır.

Büyükler gerçekten çok, çok tuhaf oluyor.

Zaman zaman, Küçük Prens gerçekten bir başka gezegenden gelen küçük bir kaşif mi, yoksa çöl sıcağında deliren bir pilotun gördüğü serap mı diye düşündüm. Öte yandan yazar Antoine de Saint -Exupéry'nin de gerçek hayatında bir pilot olduğunu ve çıktığı bir keşif yolculuğunda kaybolup bir daha geri dönmediğini düşününce, insanın aklına bu öykünün tamamen gerçek olabileceği de geliyor. Kim bilir belki de yazar bu küçük dostuna iade-i ziyarete gitmiş ve oraları çok sevdiği için geri dönmemiş olabilir mi?

İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.

Gerçekten çok enteresan bir kitap. Sıradan, basit bir çocuk kitabı gibi ilerlerken, birden bir cümle patlıyor ve şaşırıp kalıyorsunuz. Mesela Küçük Prens "Burada yargılanacak kimse yok" deyince Kral, "O zaman sende kendini yargılarsın, kaldı ki en zor olan da budur" deyiveriyor.

kitap konusu, yorumu, özeti, pdfKitabın bir bölümünde Asteroid B-612'yi keşfeden bir Türk gökbilimci ve kılık kıyafet devrimi yapan bir önderden bahsediliyor. Bölüm şöyle;
"Bu gezegeni bir zamanlar teleskopla ilk kez gören biri olmuş: 1909'da bir Türk gökbilimci. Bu konuda hazırladığı raporu Uluslar arası Gökbilimciler Kurultayı'na sunmuş. Ama başında fes, ayağında şalvar var diye sözüne kulak asan olmamış. Büyükler böyledir işte.
Bereket versin, Asteroid B-612'nin onurunu kurtarmak için dediğim dedik bir Türk önderi tutmuş, bir yasa koymuş. Herkes bundan böyle Avrupalılar gibi giyinecek, uymayanlar ölüm cezasına çarptırılacak. 1920 yılında aynı gökbilimci bu kez çok şık giysiler içinde Kurultay'a gelmiş. Tabii bütün üyeler görüşüne katılmışlar."


Hal böyle olunca ben gerçekten böyle bir Türk Gökbilimci var mı diye merak edip araştırdım ve tahminimin ötesinde çok ilginç bir bilgiye rastladım. Ekşi sözlük yazarlarından tinkebaut'un (başka başlıklarda başka yazarlarda aynı hususu irdelemiş) teorisine göre, yukarıdaki alıntıda bahsi geçen gökbilimci ve önder (anladığım kadarıyla bazı baskılarda diktatör diye de geçiyor) aynı kişi; Atatürk. Yazar bu savını Lord Kinross'un "Atatürk, Bir Milletin Yeniden Doğuşu" isimli kitaplarında alıntılarla destekliyor. İlgili entrye şuradan ulaşabilirsiniz.

Kapak sade ve hoş. Kitabın finali iç burkan cinsten. Çocuklara okunacak gibi değil bana kalırsa. Çeviri güzel, baskı güzel, anlatım güzel ve alt tarafı 100 sayfa. Hala hayattayken, okumadan ölmeyin.
kitap konusu, yorumu, özeti, pdf

Orijinal Adı: Le Petit Prince
Yayın tarihi: Ocak 2016 (8. Baskı)
Yazar: Antoine de Saint -Exupéry
Fransızca'danÇeviri: Cemal Süreyya - Tomris Uyar
Ebat: 13.5 x 19.5 cm
Sayfa: 112
ISBN: 9789750724435
Goodreads Puanı: 4.27








31 Aralık 2016 Cumartesi

Tabu - Casey Hill


dedektif, cibayet, romanı, öet, pdf
En karanlık günahlarımız bir katilin akla hayale gelmedik cinayetleridir.

Kendi arzu ve irademle aldığım kitapları okumayı, yorumlamayı özledim. Sanki bu iş giderek "iş" halini almaya başladı. Tez elden bu işe bir çözüm bulmam gerek. Bu sefer ki kitap bana komşun oğlu Arda'nın hediyesi. Benim ona aldığım kitaplara karşılık olarak o da bana bir kitap hediye etmek istemiş, sağ olsun. Kapağında neşterli, bol kanlı bir resim görünce de bunu seçmiş.

Elimizdeki kitap Casey Hill (daha doğrusu kendilerine bu takma adı veren karı koca Melissa ve Kevin Hill) tarafından yazılmış "Bir Reilly Stell Macerası" imiş. "Kim ulan bu Reilly Stell" dediğiniz duyar gibiyim. Zira bu ibareyi görünce benim de ilk tepkim bu oldum. Aradım, taradım, mamafih bulamadım. Her ne kadar Goodreads'te CSI Reilly Stell başlığı altında altı (hatta ne anlama geliyorsa bir de CSI Reilly Stell #0.5 olarak numaralandırılmış bir macera daha var) macerası varsa da Türkiye de ne yazarın ne de Reilly Stell'in yayınlanmış başka bir kitabı yok.

cinayet, polisiye, özeti, pdf. Adli bilim uzmanı -sanırım bizde ki olay yeri inceleme gibi bir şey- Reilly Stell (bu arada, sarışın ve çok güzel olduğunu söylememe gerek yok sanırım) Amerika'da sürdürdüğü muhteşem kariyerine, aldığı davet üzerine baba ocağı İrlanda'da devam etme kararı almıştır. Burada İrlanda Polis Teşkilatı Adli Bilim Ünitesi'nin başına geçerek yeniden yapılanmasını ve tabiri caizse bu üniteyi muasır medeniyetler seviyesine gelmesini sağlayacaktır. Takdir edersiniz ki bu çok bilmiş, kendinden emin ve kariyeri ayın on dördü gibi parıl parıl olan bu geç bayanın getirmek istediği yenilikler, gelenekçi ve kalın kalın kafalı İrlandalı polisler tarafından pek hoş karşılanmayacaktır. Ancak aynı kişi tarafından, birbirini ardında işlenen korkunç cinayetler en dar görüşlü polisleri bile Reilly Stell'in fikirlerine saygı duymak zorunda bırakır.

Daha ilk bölümlerde, Reilly Stell, ekibine farkını ortaya koymaya çalışırken, farkında olmadan benzer roman ve dizi karakterlerinden farkı olmadığını kanıtlıyor. (ne dedim ben şimdi?) Rizzoli and Isles, Forever veya The Closer'deki dedektiflerden aşina olduğumuz, hiç olmayacak yerden kanıt tespit edebilen dedektif tiplemesi ile klişe bir giriş yapıyor. Yok efendim neymiş, hamburgerdeki ısırık izine bakarak katilin ince suratlı olduğunu, soldan dördüncü dişinde dolgu olduğunu, yirmilik dışının geç çıktığını söyleyebilirmiş. Salla bakalım Reilly Stell, nasıl olsa o hamburgeri biz görmüyoruz, görsek de benzer bir fikrimiz olmayacak.

Yine de genel olarak akıcı, sürükleyici sayılabilir. Bir polisiye de olması gereken neredeyse her şeye; "akıllı sarışın, yakışıklı ortak (hem de adı Chris), kan, cinayet, gözyaşı, aile bağları, memleket hasreti" sahip. Ama sanki bir şeyler eksik işte. Hani şu televizyonda kanal değiştirirken denk geldiğiniz ikinci sınıf Amerikan filmleri gibi. Oturur seyredersin, ilk reklamda başka kanala geçer oradaki filme takılırsın; sonra dakikalar sonra aklına gelirse döner devam eder, gelmezse de kaçırdığına üzülmezsin ya, onun gibi.
Tüm bunların yanı sıra özellikle itici ya da sıkıcı diyebileceğim bir yönü daha var. Mesela işlenen cinayetle ilgili bir ipucu yakaladıklarında, karakterler bunu hemen okuyucu ile paylaşmak yerine lafı dolandırıp duruyorlar. Aşağıdaki diyalogları kendim yazdım ancak kitaptaki durum da buna çok benzer;

kitap yorumu, cinayet, polisiye, özeti, pdf

   — Vay canına! Bunu daha önce fark etmediğimize inanamıyorum.
— Sen neden bahsediyorsun?
— Şuraya bakarsan ne demek istediğimi anlarsın.
— Aman Tanrım!
— Bunu hemen Jonathan'a söylemeliyiz.
— Ne tepki verecek dersin?
— çılgına döneceğine iddiaya girerim.
— Evet ama söylemekten başka çaremiz yok.
— Hadi acele edelim, fazla zamanımız kalmamış olabilir.

Ardından da bir iki sayfa daha Jonathan'a giden yolda, hava, trafik durumu ile yol kenarında ki flamingolar. (Kitapta flamingo yok gerçi, ben uydurdum) Gerilimi yükseltmek adına yapılsa da sık sık tekrarlanınca heyecanını kaçıran bir anlatım olmuş.

Panama Yayıncılık'tan çıkan kitabın baskısı çok güzel. Kapak görselini klasik buldum. Ancak künyede dikkatimi çeken bir şey var. Ülkemizde basılan kitaplarda pek alışık olmadığımız, çoğu zaman yapılmadığına şaştığımız "son okuma" yapılmış bu kitapta. Dahası son okumayı yapan resimliroman.net zamanlarından tanıştığım, benim ilk nesil yazılarım hakkında fikir beyan eden, değerli ağabeyim Oğuz Özteker. Kaç yıldır irtibatımız kopsa da(en son neokur.com da rastlamıştım kendisine) yine bir şekilde karşılaştık işte. Gözüne sağlık, basılmadan önce birinin okuduğu belli, bence kelime ya da yazım hatası yok. Umarım daha çok yayınevi bu son okuma işini ciddiye alır ve okuruna değer verdiğini gösterir.




künyeNeticeten bir başyapıt değil belki ama kendini okutturan bir kitap. Yazıma son vermeden önce şunu da belirtmek isterim ki, sevgili Casey Hill, Chris'in yardım çağrısına kasaba polisinden önce, taa ebesinin örekesinde bulunan Kennedy'nin gelmesi gözümden kaçmadı, haberin olsun.




Orijinal Adı: Taboo
Yayın tarihi: Şubat 2015 (1. Baskı)
Yazar: Casey Hill
İngilizce'den Çeviri: Merve Cam
Ebat: 13.5 x 21 cm
Sayfa: 416
ISBN: 9786055143824
Goodreads Puanı: 3.82

 
UA-57355180-1