16 Mart 2014 Pazar

Amerikan Sargısı

Eski kitapları okumayı çok seviyorum. O zamanki yaşam, yazar ya da çevirmenin Türkçe'yi kullanışı hoşuma gidiyor. Elimde, ilk baskısı 1967 yılında yapılmış olan bu kitabın 1974 tarihli üçüncü baskısı (bir sayfası eksik ) var. İnanılmaz güzel. Fakir Baykurt adını ilk kez duyduğum (sanırım o da benim ayıbım), sonradan öğrendiklerime göre köy enstitüsü mezunu, tabiri cazise bu toprağın oğlu bir yazar. Şimdiye kadar ilk kez karşılaştığım anlatım tekniğine ise hayran kaldım. Kitapta, alışılmışın dışında olayları dışardan bir kişi yada karakterlerden sadece birinin ağzından dinlemiyoruz. Kitapta anlatılan olaylar, sırasıyla sırası gelen karakterin ağzından, gözünden anlatılıyor. Böyle olunca da sanki kitap okuyormuş gibi değil de, köy kahvesinde köylünün arasına oturmuş yıllar önce olan bir olayı dinliyormuşsunuz gibi geliyor. Zira muhabbeti bir muhtarın ağzından, bir Temeloş amcanın, bir sığır çobanı Musa'nın ağzından dinliyoruz. 

Kitap Ankara, Çubuk'un Kızılöz (kitaba göre sonradan Güzelöz) köyünde geçiyor. Olayı bilmem ama böyle bir köy gerçekten var. Kitapta kadim dostumuz Amerika'nın, -kitaptaki şive ile- dünnedeki ilk birinci dostu Türkiye'yi kalkındırmak için nasıl çırpındığı, örnek puruca için seçilen köy için neleri feda ettiği anlatılıyor.

Kitapta alt metin olarak verilenleri aldıktan sonra 1967 yılından beri hiç bir şeyin değişmediğini, millet olarak hala akıllanmadığımızı, en büyük düşmanımızın aslında hala kendimiz olduğunu görmek insanın canını sıkıyor. Öte yandan kitabın bir yerinde puruca sorumlusu Mr. Bogey'in "Amarika'nın dünnedeki birinci dostu Türkiye'de ki görevinden alınıp, dünnedeki ikinci dostu Hindistan'da bir purucanın başına getirilmesi" beni bayağı bir güldürdü.

Yeni baskıları hala olan bu kitabı kesinlikle okunmalı seviyesinde tavsiye ederim.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1