17 Mart 2014 Pazartesi

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık






Kitabın dilimize Kürtçe'den çevrildiğinin gözümüze sokulması bence en büyük eksisi. Eksinin Kitabın aslının Kürtçe olmasından değil, bu durumun gözümüze sokulmuş olmasından kaynaklandığının altını çizmek istiyorum. Neyse, maalesef bu durumun göze sokulma sebebi sizi yanıltmıyor. Kitap üstü kapalı propaganda peşinde. Malum ideolojiyi haklı, masum, hatta şirin göstermenin peşinde. Sözüm ona başka bir ülkede geçen maceranın satır aralarında Türkiye'ye laf sokuşturuluyor.

Tüm bunları görmezden gelerek kitabın özüne yöneldiğinizde aslında kurgusu sağlam bir macera var. (Her ne kadar başlangıcı Tarkan'ı kurtaran kurt hikayesinden araklanmış olsa da) Mantık hatası yok, ince detaylar güzel. Hatta benim özellikle takdir ettiğim işin, sonunu baştan anlattığı halde okuyucu kitabın sonuna kadar merakla bekleten bir kitap. Çoğu yerde kafanızda tahminler yürütürken, ha sahi böyle olmuştu dedirtip yanıltıyor. Ancak, bitmek bilmeyen tasvirler, birbirini tekrar eden, olmasa da olur kelimeler insanı yıldırıyor. Örneğin:

Nefret etmek.. Bu ülkeden, o ülkeden, sabahın şafağından, akşamın karanlığından, gece yarılarından, yalçın dağlardan, cehennem dipli vadilerden, lanetli kardan, amansız yağmurdan, yakıcı güneşten, her türlü renkten, tattan, iyilikten, kötülükten nefret etmek.

Gidiyorum, hepinize elveda diyerek gidiyorum; elveda sana, elveda askerlik hayatı, elveda hepinize, garnizolar karakollar, gri lojmanlar, elveda size başlangıç günlerimin coşkusu, umutlarım, askerlik hayatıyla ilgili kurduğum hayaller, elveda size askerler, subaylar, generaller, disiplin, plan, stratejiler, elveda şan, şeref, ölüm, ateş, düşman, işkence, küfür, dayak, şiddet; elveda sana bugüne kadar hayatımı işgal eden herşey...

Kitapta neredeyse böyle olmayan tek paragraf yok. Okumayı zorlaştırması bir tarafa insana afakanlar basıyor. Kitap okumaktan tiksindim.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1