17 Mart 2014 Pazartesi

Cennet Ayracı - Mehmet Mollaosmanoğlu




kitap yorumu, özeti, pdf
Malumunuz yazar ile tanışmamız çok eskilere dayanır. Ata Mezarlığı'na yaptığım eleştiriden sonra aramızda başlayan dostluk (büyük aşklar büyük nefretlerle başlar ya o hesap), aşağıda göreceğiniz yazarın kendi tasarladığı muhteşem kapak (bu kapak muhabbetine bi kapakta bana taktı ya neyse) ve bu kitapda Suphi'nin "s" sinin bile olmadığına söz vermesi aklımı çeldi. Aldım okudum…

Cennet Ayracı’nı okuduktan sonra kafamda iki ihtimal belirdi. Birincisi Mehmet abi ya kitaplarını parasıyla başkasına yazdırmaya başladı, ya da kitaplarında bolca bahsettiği şamanizm, kozmik evren, reiki, taichi, kamasutra derken 12 çakrası birden açıldı. Zira iki kitabı da yazanın aynı kişi olması pek mümkün görünmüyor.

Dediğine göre Profil yayınlarından çıkan bu edisyon rötuşlanmış hali. (ilk kitap Goa Yayınlarından çıkmış) Çok fark var mıdır bilemem. İlk üç dört bölüm Harlem'li bir zencinin kaleminden çıkıp, Zeki Müren lehçesi ile çevrilmiş gibi. Adını tam koyamadığım, belki ağdalı, belki soğuk, belki abartılı insana garip gelen bir anlatım... Gerçi bunun sebebi her zaman Amerikan romanlarında/filmlerinde gördüğümüz türden olayların Alanya da Türk isimleri ile geçmesi de olabilir. Bilemedim. Sonra ki bölümlerde ya alıştığımdan ya da anlatım değiştiğinden bu durum ortadan kalktı.

İlerleyen bölümler son derece sürükleyici, Şamanizm’den derin devlete, sosyal farklıların toplumsal yaşama etkisine her şey kıvamında harmanlanmış. Ata Mezarlığındaki gibi can sıkan gereksiz betimlemeler, mimari planlar, en önemlisi Suphi yok. Sadece -bence- kitabın genel temasına ters düşen bir kaç Arapça kelime olmamış diyebilirim. Öyle ki kelime dağarcığıma güvenen ben bile sözlüğe bakmak zorunda kaldım. Tenakuz, tevettür aklımda kalanlardan bir kaçı. Final bölümüne girişte "oha bu klişeyi yapış olamaz" derken son anda cidden iyi topladı. Ahmet Ümit'in ardından  "turn page" nin hakkını veren bir roman iyi geldi.

Son olarak (bunu yazmazsam çatlarım) bu güne kadar okuduğum 1000'e yakın yerli - yabancı yazar, Amerikan, İtalyan, Japon çizgi romanı arasında "ninja şirukeni" kelimesini cümle içinde kullanan bir adam gördüm ya. Ben sana ne diyim abi... Daha da ölsem gam yemem.

... Göğün mavisi kayaların grisinden daha esmerdi, ürettiği görünmeyen girdaplar bir Ninja şurikeni gibi döne döne saplanıyordu ellere, yüzlere...


Çok ağır bulmadığım konusu ve anlatımı ile özellikle yolculuklar için ideal diye düşünüyorum. Denk gelirse alınır, gayet de güzel okunabilir...

0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1