16 Mart 2014 Pazar

Oblomov




Bu kitabı okumak zor. Hatta çoğu zaman hiç bir şey anlatmadığı hissine kapılıp, okuyup da ne olacak hissine kapılıyorsunuz. Ancak bu kitabın kötülüğünden değil aksine kitabın romanın kahramanı İlya İliç Oblomov'un uyuşukluğunu birebir bize aktarmasından kaynaklanıyor. Kitabı okurken sevgili dostum cey cey ile sık sık yakındığımız hastalığın adını öğrendim. Meğersem bizim plan yapmaktan, işleri önce bir sıraya koyalım da bakarız, dur şimdi önce şu iş bitsin de diyerekten planladıklarımızı bir türlü hayata geçiremememizin bir adı varmış. Oblomovluk... 

Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olan Oblomov, gerçekten yorucu, sık sık tekrar içeren, Oblomov gibi uyuşuk anlatım tarzıyla uykunuzu getiren bir kitap. Ben okudum. Neden bilmem -bazı kitaplarda bana böyle olur- ömrün son demlerinde ateş başında okunmalı hissi verdi. Belki kitabın atmosferindendir. Her ne kadar 1001 kitaptan birisi ise de bence 650 den sonra biri olabilir Yine de kendinde okuyacak dinginliği hissedenler çekinmeden denesinler. Dünya klasiklerinden birini okumayın diyecek kadar ukala değilim henüz. Çevirisini çok başarılı bulduğumu da ayrıca belirtmek isterim. Her ne kadar çoğu zaman yadırgasamda (bakınız Çırak Özel Baskı ile ilgili yorumum), "vallahi, allah rahmet eylesin, hıdrellez, hıdır - ilyas günü" olarak çevrilen kelimeler öyle güzel yerlerde kullanılmış ki hiç eğreti durmuyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1