29 Haziran 2014 Pazar

Halkın İradesi

Rusya 1881
The People's Will - Jasper Kent


"İki büyük ailenin kanı tek kişinin damarlarında dolaşıyor. Ailelerden birinin soyunu sürdürebilmesi için dökülmesi gerekiyor"

Başlamadan...
Eğer serinin ilk üç kitabını henüz okumadıysanız ve okumak gibi bir planınız varsa aşağıda okumak istemeyeceğiniz şeyler olabilir.

Ve efsane devam ediyor...

2013 yılı bu kitabı bekleyerek geçti. Olur da haberim olmaz diye alışveriş sitelerine alarmlar kurdum. Rss programlarında takip ettim. Ama her nasılsa hepsinden sıyrıldı ve bir gece yarısı kızımı uyutmaya çalışırken vakit geçsin diye uydu alıcıda kanalları karıştırırken tesadüfen kitap reklamı yapan bir kanalda karşıma çıktı. 2010 yılında On İki ile başlayan macera, On Üç Yıl Sonra ve Çarın Laneti'nin (Bu kitap Üçüncü Şube diye çevrilmeliydi) ardından bir yıllık ara vererek 2014 yılında Halkın İradesi ile karşımızda...



Bu sefer 1881 yılındayız.

On iki Opriçnik Rusya'ya ayak basalı ve Albay Aleksey İvanoviç Danilov gönlümüzde taht kuralı 60 yıl geçmiş. Kızı Tamara kayıplara karışalı, büyük umutlar beslediği oğlu Yuda'ya inanıp vampir olalı 25 Yıl...

İlk üç kitapta nefretimizi kazanan ve her kitapta farklı bir isim (Yuda, Cain, Yudin, Çernetskiy) kullanan ve son kitapta belasını buldu diye ümit ettiğimiz Yuda (dediğine göre favori ismi bu), yine karşımızda. Ama bu sefer eski havasından eser yok. Türkmenistan da bir kalede tutsak edilmiş. Onu kurtarmaya gelen biri var ama kurtarıldığına pek sevinecek halde değil. Zira kurtarıcısı üçüncü kitapta son dakikada hepimize "Yürü be Dimitriy" diye naralar attıran, aşkı uğruna vampir olan, son anda her nasılsa Yuda'ya karşı çıkan Dimitriy Aleksiyeviç Danilov. Ancak kitabın başında Dimitriy'in isyanının asıl sebebinin baba sevgisi olmadığını öğrenince içimiz bir parça burkuluyor.

Kitap serinin diğer kitapları gibi yine Rusya tarihindeki gerçek bir olayın içine yerleştirilmiş. Yazarın bu konudaki ustalığı gerçekten takdire şayan. Halkın İradesi (Narodnaya Volya) isimli örgütün gerçek üyelerinin içine yerleştirdiği kendi karakterleri ve örgütün eylemlerini kendi vampir hikayesi ile bütünleştirişi inanılmaz. Halkın İradesi Çar II. Aleksandr'ı öldürmek için planlar yaparken, dedesinin izinden sahte bir kimlikle ilerleyen Mihail Konstantinoviç Danilov, hem çarı korumak hem de Yuda'yı öldürerek dedesinin intikamını almak istiyor. Ancak Yuda'nın peşinde olan sadece kendisi değil. Üvey amcası Dimitriy ve baş vampir Zimeyeviç'te Yuda'yı ölü görmek istiyor. 

Kitabın benim gibi takipçiler için en tatmin edici yanı, daha çok Yuda ismi ile tanıdığımız Richard Llywelyn Cain'in gerçek yaşamı hakkında tüm detayları vermesi. (sen ne pis adammışın be Richard). Yine en baştan beri tahmin edilen, ama açık vermeyen, keşke öyle olmasa dediğimiz şey doğru çıkıyor. Zimeyeviç'in hepimizin yakından tanıdığı Kont Tepeş (evet Drakula) olduğu resmiyet kazanıyor. Bunun yanı sıra Cain'in Opriçnikler ile tanışmasına Osmanlı İmparatorluğu emrinde Eflak'a gitmesinin sebep olduğunu öğreniyoruz. 1877 yılında da Osmanlı'ya bir ziyaret daha yapan Cain Osmanlı tokadının tadına bakıyor. Bu noktada kitapta Osmanlı yerine zaman zaman Türkiye diye bahsedildiğini görüyoruz. Osmanlı'nın son zamanlarında bazı kaynaklarda Ottoman yerine Türkiye denildiğini biliyor olsam da; bu kitapta sebep bu mu, çevirmenin işgüzarlığı mı, yoksa Türk hayranlarına sempatisi olduğu bilinen yazarın bir jesti mi emin değilim. Neyse, Osmanlı ya da Türkiye Cain geldiğine geleceğine pişman oluyor.

İlk kitaptan beri yaşamındaki zorluklara, çarına ve Domnikiia'ya olan sevgisine şapka çıkardığımız, ilerleyen yıllar boyu adı geçtikçe, yazarın o güzel anlatımıyla eski bir fotoğraf albümüne bakar gibi içimizi sızlatan Albay Danilov artık mezarında rahat uyuyabilir. Hayatın sadece son gecesinde görebildiği kızı Tamara, Albay'ın anısına yakışacak bir teğmen yetiştirmiş.

Son dakikaya kadar düşmeyen temposu, ilk kitaba göre çok daha iyi betimlenen dövüş ve cinayet sahneleri, son 50 sayfada birbiri ile ilintili ama ayrı sahnelerde ilerleyen eş zamanlı iki muhteşem final. Hani "elinizden bırakamayacaksınız" derler ya işte o söz bu kitap için edilmiş olmalı.

Okumadan ölme seviyesine çok az kitabı layık görsem de, bu seri ölmeden önce bir keree daha okuyacaklarım arasında. Umarım 5. kitap çıktığında hala hayatta olurum.

Kusursuz baskısı, aynı kalitede çevirisi ile Can Yayınlarından çıkan kitap 512 sayfa ve kapak tasarımıyla ayrı bir güzel...
      







0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1