4 Temmuz 2014 Cuma

Yol



"Kendi yolunda yanlış gitmek, başkasının yolunda doğru gitmekten iyidir" (Fyodor Dostoyevski)



Edirne barosu avukatlarından ve kısa bir süre -tamam çok kısa bir süre- aikido derslerine katıldığım, çok yakın bir zamanda -yakın dediysem hemen yarın da değil- Tai-Chi derslerine katılmayı planladığım, gerek aktiviteleri, fiziksel ve zihinsel yetenekleri ile kendime örnek aldığım değerli abim Kerim Kazan'ın kitabı Yol, yine Edirne'li bir yayınevinden çıktı. 

Kitap yazarın, Kuran ve uzakdoğu felsefelerini harmanlayarak, başta kader nedir olmak üzere, müslüman kimdir, kimler cennete gider gibi sorulara kendince bulduğu cevapları paylaşmasından ibaret. Doğrusu budur gibi bir diretmesi yok, sadece "benim bakış açım bu haberiniz olsun" diye yazılmış bir kitap. Fakat belirtmek isterim ki kitabın temeli Allah'ın varlığının koşulsuz şartsız varlığının kabulüne dayanıyor. Başlangıç noktamız zaten bu. Bu hali ile inanmayanları inandırmaya çalışmak yerinde daha çok hali hazırda inanlara (inandığını sananlara) ya da benim gibi bugüne kadar anlatılanları bir mantık sistemine oturtmakta zorlananlara "bir de bu açıdan bakın" demekte.

Şimdiye kadar kabul gören fikirleri doğru kabul edersek, sensei Kazan çoğu fikrin tam tersini savunmakta... Özellikle Allah'ın insanın kaderini bilmediği, insanın doğuştan engelli-sağlıklı, uzun-kısa boylu, zeki-aptal, iyi-kötü gibi özelliklerle doğmasını Allah'ın belirlemediğini,  kaldı ki belierlemesinin Allah'ın adaletine ters olduğunu savunması ile namazın ibadet değil, ibadete başlangıç için bir ritüel olma iddiası gibi Işid duysa başının belaya gireceği türden ,tabiri caizse tersine radikal iddiaları var. Ancak yazarın fikirleri her ne kadar alışılmadık olsa da bana kesinlikle mantıklı geldi. Dediğim gibi piyasada bu işin kaymağını yiyen İslam düşünürleri tefe koyacak olsa da kitap geneline bakıldığında "lan herkes Kerim abi gibi düşünse ne kaybederiz, ne kazanırız" sorusu kafanızı kurcalayabilir.

Yazarın kendi yaptığı müslüman tanımı ile ateist düşüncenin iyi insan tanımlaması arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Ateistler "bir insan  cehennemden korkarak cennet umuduyla günah işlemekten kaçınıyorsa samimi değildir" derken yazar, bir insan iyilik yaparken kötülüğe de dur demiyorsa "La ilahe illallah" dese de müslüman değildir diyor. 

Yine Allah'ın insanın kaderini bilmediği, belirlemediği, sadece koyduğu evrensel yasaların gerçekleşmesi ile sonucunda hangi olasılığın gerçekleşeceğini bildiğini anlattığı kader teorisi ile  Fransız fizikçi Marquis Pierre Simon de Laplace'in "Laplace'in Şeytanı" teorisi büyük oranda benzer. 

Sık sık paragraf içinde kendini tekrarlayan cümlelerin olduğu, bu surumun sonraki baskılarda elden geçmesini umduğum kitap sonlara yaklaştıkça sanki aceleye getirilmiş . Zira Tao anlayışındaki Yin ve Yang enerjilerinin yoğun olduğu vakitlerin namaz vakitleri ile eşleştirilmesi gibi başlı başına kitap olabilecek bir konu bir kaç sayfada anlatılmış. Aynı şekilde kitabın 6. bölümü sanki pek özenilmeden yazılmış gibi. Misal ben en anlam veremediğim ibadetlerden olan Hac içinde bir görüş bildirsin isterdim. Sanırım adliyede ilk karşılaşmamızda bu konu hakkında konuşacağız. 

Son okumasını yazarın eşinin yaptığı kitabın yazımı bir kaç kelime ve imla hatası dışında gayet iyi. Ama 1,5 satır aralığında yazılması ve başlıklar için seçilen yazı karakteri pek olmamış gibi. Onun dışında "Herkesin yolu kendine" imalı kapak görsel açıdan çok iyi olmasa da seçtiğimiz seçeneğin gideceğimiz yolu belirlemesini temsil etmesi açısından anlamlı. 


Ceren Yayıncılık ve Kitapçılık'tan çıkan kitap 146 sayfa.


0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1