26 Ağustos 2014 Salı

Yolun Sonundaki Okyanus

"Yetişkinler yolları takip eder. Çocuklar keşfe çıkar. Yetişkinler aynı yolu yüzlerce, binlerce kez yürümekten sıkılmaz; yoldan çıkmak, çalıların arasına dalmak, çitlerin arasındaki boşluklardan geçmek çoğu yetişkinin aklına bile gelmez"

Öksürük nöbetlerim arasında nefes alabildikçe okudum. Başka bir kitap olsaydı belki bu halde okumayı canım istemezdi. Nasıl etkisinde kaldıysam bir kaç gecedir kan ter içindeki kabuslarımda kendimi Lettie Hemstock olarak görüp okyanustan iyileşmiş olarak geri dönmeye çalışıyorum ama olmuyor. Ama sözüm söz, şu halimin hatrına bu kitabı ölmeden önce bir daha okuyacaklarım arasına kaldırdım. 

Kitabın en büyük özelliği klasik Neil Gaiman anlatımından uzak olması. Tamam her zamanki gibi "yok artık" dedirden bir maceraya giriyorsun ama bu sefer yazarın alışıldık uçuk, kaçık, zıpır anlatımından eser yok. Bildiğiniz kasvetli, gerilimi yüksek (yani, tamam... Bi peri masalı ne kadar olabilirse o kadar gergin işte), yetişkinlere yönelik bir anlatım tarzı seçilmiş. Anlatım esnasında yedi yaşında, anti sosyal bir çocuğun tüm duyguları verilmiş, bence başarılı.

Kitap bir adamın, sanırım pek sevmediği bir akrabasının cenazesinden çıkıp çocukluğunda yaşadığı malikaneye gitmesi ile başlıyor. Evet, nedendir bilinmez adamın adı, ölenin kim olduğu belli değil, söylenmemiş. Sonrasında adam yerinde yeller esen evinin biraz ilerisindeki, hayal meyal orada bir arkadaşının olduğunu hatırladığı Hemstock Çiftliği'ne gidiyor. Çiftliğe girer girmez yedi yaşındayken Lettie Hemstock ile birlikte yaşadığı ve bugüne kadar bilinçaltında saklı macerayı hatırlamaya başlıyor. Konumuz da bu macera ile ilgili zaten.

Çocuk bir sabah boğazında madeni bir parayla uyanır. Paraları başka bir dünyadan gelen bir yaratığın sağa sola saçmaya başladığı anlaşılınca Lettie ve ailesi çocuğa yardım etmeye karar veriyorlar. Yardım etmelerinin bir diğer nedeni de kendi dünyalarının kanunlarını korumak zorunda olmaları. Bu noktada Lettie, annesi ve ninesinin ne oldukları belli değil. Ortadünyadan bugüne ulaşan Mailar olabilir. Çiftlik toprakları ayrı bir  dünyanın sınırlarını belirliyor. Çiftliğin arkasındaki göl büyüklüğündeki okyanus ise ayrı bir alem. Bu noktada Lettie ve ailesi, çiftliğin gerçekte ait olduğu dünyanın sırları, sınırları hakkında biraz daha detay verilmeliydi diye düşünüyorum. Bu hali ile kolaya kaçılmış gibi. 

Kitap yorumlanırken çok küçük nüans farklarıyla göklere çıkarabileceği gibi yerden yere de vurulabilir. Ben hakkımı, Yıldız Tozu, Yokyer ve üzerinize afiyet bakteriyel pnömoni'nin hatırına göklere çıkarmaktan yana kullandım. Ancak başka mecralarda tam tersi yorumlarla karşılaşırsanız şaşırmayın, darılmayın. Zira ortam buna müsait.

Nerdeyse hiç ingilizce bilmesem de Neil Gaiman kitaplarının çevirisinin zor olduğunu tahmin edebiliyorum. Bu noktada çeviri iyi diyebilirim Ancak en başta yazar tanıtımının son cümlesinde, parantez içinde yazan "Hala 1.80 boyundadır ve siyah tişörtler giymektedir" nasıl bir cümledir çözemedim. Aramızda nasılsın, ne yapıyorsun sorularına "Ne olsun işte hala 1,80 boyundayım" diye cevap veren var mı? Ama yok, İngiltere de adet böyleyse saygı duyarım. 

Kitabın kapağı ve baskısı İthaki'ye yakışmış. Özellikle kapağı çok beğendim. Sadece kitabın sırtı da kapak ile aynı tonlarda olsa daha mı güzel olurdu acaba bilemedim. Onun dışında çabuk okunan, sıkmayan, Gaiman'ınb diğer kitaplarında olduğu gibi bir zaman sonra çocuklarımıza masal olarak okuyabileceğimiz bir kitap...






0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1