Her kötünün içinde bir iyilik,her iyinin içinde de bir kötülük vardır. İnsan sadece görmek istediğini görür.

15 Ekim'den itibaren tüm kitap satış noktalarında

Okunmayı ve Yorumlanmayı bekleyen kitaplar

Geziyoruz biz

Hep okuyacak değiliz ya

30 Aralık 2014 Salı

Bir Gün Tek Başına

"Ne suçun var senin? Ağlayıp zırlayan bir çocuğa isteklerinden vazgeçsin diye verilen bir elma şekeri kadar suçsuzsun"


2014 yılını 36 kitapla kapattık derken, son nefeste sayıyı 37'ye çıkardık. Kapanışı Vedat Türkali'nin ilk romanı Bir Gün Tek Başına ile yaptık. 


Kitap 1960'larda, ihtilalden hemen önce geçiyor. Baş karakterimiz yorgun -sözüm ona devrimci- Kenan, müdüriyette yediği iki tokattan sonra göt korkusundan devrimciliği bırakmış, öğretmen eskisi, şimdinin kitapçısı, gidişatı beğenmeyen ama anca oturduğu yerden sallayan bir adam. Sonra bir gece meyhanelerde sürterken devrimci üniversite gençliğinden felsefe öğrencisi Günsel diye bir kızla tanışıyor. Kız da ona karşı boş değil. Bir sevmek tutuyor ki Kenan'ı; karısını, kızını, işini, gücünü her şeyini boşluyor. 

27 Aralık 2014 Cumartesi

2023 Kader Mızrağı

Hepsi Hayal, Hepsi Gerçek

543 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 13 x 21 cm 
İstanbul, 2014
Edirne'li yazarlar birbiri ardına kitap çıkarmaya devam ededursun, ben de en fazla böyle uzaktan okuyup haklarında atıp tutmaya devam ediyorum. İşbu kitap, meğersem aynı yollarda gezip tozduğum, ortak arkadaşlarımın olduğu, fakat bu kitap vesilesiyle tanıştığımız Murat Selçuk Balkan'ın ilk kitabı "2019 Beklenen Kurtarıcı"nın kısmen devamı niteliğinde olan, fakat ilk kitaptan bağımsız da okunabilen ikinci kitabı. 

2 Aralık 2014 Salı

Kemik Torbası


 Sayfa Sayısı: 592 
Ebat: 14 x 20 cm 
Orjinal İsim: Bag of Bones
Çeviri: Gönül Suveren

"Romanda mükemmel çizilmiş bir kahraman bile yeryüzünde yürüyen ve gölgesi toprağa düşen en iç sıkıcı insana kıyasla sadece bir torba kemikten ibarettir."


Şimdi millet, ben korku filmi seyretmem korkarım, yalan yok, harbi tırsarım seyredemem. Daha önce de söylemişimdir, bilmeyenler olabilir. "Onlar gerçek değil ki lan, ne korkuyon hihahohohaa" diye alay edenlere, edeceklere de direk küfrederim. Madem öyle siz de komedi filmlerinde gülmeyin, onlar da gerçek değil. Netekim Altın Kitaplar'ın twitter kampanyasından hediye olarak bu kitap geldiğinde ilk önce, korku kitapları farklı olabilir diye düşünmüştüm. Allah benim belamı versin! Çok pis yanılmışım. (Şu yorumu yazarken bile ellerim titriyor)



Romanın içeriğine geçmeden önce çeviri ile başlayalım. Kimi yerlerde aşmış olan çeviri kimi yerlerde korkunç hatalarla dolu. "Bizi kazıklamaya kalktı ama ona öğle yemeğini yedirdim, Bu adamların hiç biri benim kortumda tenis oynamıyor" gibi birebir çevrilen Amerikan deyimleri, sal olarak çevrilebilecek raft, ve basitçe avukat olarak çevirebileceken ad litem vasisi (ad litem'in tam karşılığı "bir davada küçük bir çocuğu temsil etmeye atanmış vasi") gibi çevrilmeden bırakılan ingilizce kelimeler var. Ancak bence tüm kabahati çevirmene atmak doğru değil. Editöründen yayınevi sahibine basılmadan önce birisinin bu kitabı okumuş olsa bu hataların hiçbiri olmazdı. Yoksa hiç biri düzeltilmeyecek hatalar değil. Dahası bendeki tedavülden kalkmış kapağıyla 7. Baskı. Hala piyasada bendekinden daha yeni baskıları mevcut. Muhakkak birileri benden önce buralar olmamış demiş olmalı. Neyse...



Ünlü bir yazar olan Mike Noonan karısının ani ölümü ile sarsılır, yıkılır. Hayata küser, artık yazamaz olur. Kabuslarında karısı ile birlikte çok sevdikleri, çevre sakinleri tarafından Sara Laughs ismi verilen yazlık evlerini sıkça görmeye başladıkça kabuslarına bir son vereceğini düşünerek eve gitmeye karar verir. (Mike'ye " Hocam, rüyasını görünce altına işedin, illa eve gitmek nasıl bir manyaklıktır" demek istedim bi an ama korktuğum halde kitabı elinden bırakmayan kendime bakınca vazgeçtim.) Eve gittikten sonraki paranormal olaylar yazarı delirtme noktasına getirir. Ama vazgeçmez. Karısının ondan ne gizlediğini öğrenmeden bu işin peşini bırakmayacaktır. 



Genelden hariç olarak, çoğu Amerikan film ve romanında karşımıza çıkan Amerikan arşivleme, döküman biriktirme ve dahası bunu sıradan bir kütüphanede herhangi birinin ulaşabilme ihtimaline yine hayran kaldım. Misal, Sara Laughts ne zaman kim tarafından yapıldı, hangi yıllarda kimler tarafından hangi bölümler eklendi hepsine ulaşılabiliyor. Ben adliyede hala kiracısının adını bilmeyen ev sahipleriyle karşılaşıyorum. Bir de başka kitaplarda da gördüğüm, başka başka ülkelere de ait soy ağacı olayı var. "Meserve'ler iki yüzyıldır bu topraklarda yaşarlar. Biz Devore'ler sekiz kuşaktır uzun paçalı don giymeyiz" gibi cümleleri soy adı kanununa sadece 80 yıl önce kavuşan bir milletin mensubu olarak imrenerek okuyorum. 


Ne yalan söyleyeyim, bugüne kadar hiç okumamış olsam da, bir Stephen King romanının kötü olabileceğini zaten düşünmüyordum ama bu kadar da muhteşem olacağını hiç tahmin etmemiştim. İlk başlar biraz sıkıcı olsa da giderek hızlanıyor. Son iki yüz sayfadaki tempo inanılmaz. Kitabı bitirebilmek için bu sabah 05:00 de kalktım. Tabi bunda benimde bir kız babası olmamın ve kitabın baş karakterlerinden birinin kızıma yakın yaşlarda olmasının da payı var. Bu durum kitabın (ya da benzer kitapların) etkileyiciliğini bir kaç katına çıkarıyor.


Son bölüm adeta hızlı ve uzun bir koşunun ardından nefesinizi düzenlemek için yapılan yürüyüş gibi. Ayrıca satır aralarında kalan veya kaçırdığınız detayların da üzerinden geçmek için iyi bir fırsat. Kesinlikle kusursuz bir eser. Korkutucu ve müthiş bir roman. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki; bir daha bir Stephen King romanıyla karşılaştığımda onu atabildiğim kadar  uzağa fırlatacağım. Okursam adam değilim.

2012 yılında basılmış olan bendeki kitap kapak sanırım orjinali ile aynı. Yeni ve yukarıda gördüğünüz kapak bence içeriğe biraz daha uyumlu. Şahsi görüşüm olarak uzak dur kategorisine koysam da, objektif olmak gerekirse okumadan ölme kategorisinde bir kitap.


Altın Kitaplar, eleştiri, kitabı iyi mi, kitap, nasıl bir kitap, kitap özeti, kitabı oku, roman, Stephen King

 
UA-57355180-1