5 Ocak 2015 Pazartesi

Germinal


"Hiçbir şeyin olmadığı yerde, hiçbir şey yoktur."
Soma Madencilerinin Anısına...
Bu kitap yayına hazırlanırken 13 Mayıs 2014 günü, Soma'dan gelen kara bir haberle yüreklerimiz dağlandı. Özelleştirme ve taşeron sisteminin, aşırı kâr hırsının, denetimsizliğin ve göz yummanın, iktidar kayırmasının, ihmal zincirinin sonucu olarak yaşanan kömür madeni ocağı faciasında (açıklanan resmi rakamlara göre) 301 maden işçisi hayatını kaybetti. 

Maden işçilerinin çetin hayatını, özlemlerini, sevinçlerini ve kavgalarını anlatan bu kitabı, kaybettiğimiz Soma Madencileri anısına adıyoruz. Kitabın gelirini de, babalarını kaybeden öğrenim çağındaki madenci çocuklarına bağışlıyoruz. (Yordam Kitap)

Bu kitap aslında alışveriş listemde yoktu. Ve aslında hiçbir zaman da okuyacağım bir kitap olmayacaktı. Ancak sosyal medyada ki paylaşımlardan Yordam Kitap'ın yukarıdaki duyurusundan haberdar olunca katkı olmak adına almak ve okumak istedim. Bu duyarlı davranışlarından ötürü Yordam Kitap'a teşekkür ederken, elimden başka bir şey gelmediği için Soma'lı çocuklardan özür dilerim. 


Kitap oldukça yakın bir tarihte, 1860'lar da, bir madenci kasabasında geçiyor. Sanayi devriminin kıyısında, insanlık dışı şartlarda çalışan madencileri örgütleyen Ètienne baş karakterimiz. Açlık ve sefaletin canlarına tak dediği madenciler en nihayetinde grev kararı alıyorlar ve sefaletlerinin bir kaç kat artmasına göğüs geriyorlar. 

İlk bölümde madenin içerisinde yaşanan zorluklara detaylıca yer verilmiş. O kadar ki klostrofobisi olanlar ciddi derecede rahatsız olabilir. Sonrasında ise madencilerin kasabası, mahallesi anlatılmış. Bu noktada o döneme ait gayrimeşru ilişkilerin çokluğu, dahası serbestliği dikkat çekiyor. Ancak bu noktada; durumun halini Maheude'nin en yukarıda paylaştığım sözü açıklıyor. Zaten -bence- kitabın temelindeki cümle de bu.

Anlatımın güzelliği büyüleyici. Yaklaşık 140 yıl önce yazılmış bir şahseser. Sadece sayıca fazla olan yan karakterler ve onların pek aşina olmadığım Fransızca isimleri nedeni ile biraz zorlandım. Çevirinin gözden geçirilmiş hali ile yayınlandığından bahsedilmiş. Gözden geçirme derken ne kadar müdahale edildi bilemiyorum ama Hamdi Varoğlu'nun çevirisi şu hali ile kusursuz. Fakat kitaptan daha fazla keyif almak için bir kömür madeninin iç yapısı hakkında biraz fayda var gibi duruyor. Kömür yolları, bacalar, kömür damarı, galeri, koridor gibi terimleri gözünüzde canlandırabilmeniz için bu gerekli.

Ha ne diyordum anlatım büyüleyici. Bir kızın güzelliği ancak bu kadar iyi anlatılabilir. Şu tarife bakar mısınız? Daha bunun gibi onlarca alıntı yapabilirim.







"...elleri ve yüzü şimdiden bozulmuş olan bu kızı, topuklarından boynuna, yanık çizgisinin, kehribar bir gerdanlık gibi keskin gözüktüğü noktaya kadar, süte batırılmış gibi bembeyaz gördükçe..."

Madende çalışmaya mahkum beygir Trompette'nin güneş ışığına olan özlemi, efsane anarşist Souvarinne, Maheude'nin açlığa, yokluğa isyanı, her satırıyla harika bir kitap. Filmi de varmış (hemde Maheu'yu Gèrard Depardieu canlandırıyor) ama sanırım seyredemem. Canımım tek sıkıldığı nokta benzer yokluğa, benzer acılara alışık bir toplum olarak kendimiz anlatan bir kitap yerine 140 yıl önce yazılmış bir kitapla, hırslanıyor, avunuyor olmamız. 


Kitabın bir diğer özelliği de yazım yanlışının neredeyse hiç olmaması. Kitabın kapağı, içeriğe, ortama gayet uygun. (Biz de Ilgın'la aynı nedenle siyah beyaz bir fotoğrafta kaldık) Geç okuduğuma pişman değilim. Zira Facianın olduğu dönemde okumaya çalışsaydım bitirebileceğimden emin değilim. Bence "insan olmak" adına ölmeden önce mutlaka okunması gereken bir eser. 


"Yüz karası değil, kömür karası,

Böyle kazanılır ekmek parası" Orhan Veli


Kitabının özeti, kitabı nasıl, iyi midir, okumalı mıyım, tavsiye, öneri, indir, konusu ne, kim yazmış çok satanlar mutlaka oku kim yazdı kitap roman maden soma kömür göçük grizu





0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1