12 Ekim 2015 Pazartesi

Hayvan Çiftliği - George Orwell


 Bütün hayvanlar eşittir. Ama bazıları öbürlerinden daha eşittir...
Turuncu arkadaşım Burcu sayesinde Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü okuduğumdan beri (Burcu'nun bana okuttuğu bir diğer kitap Yüzyıllık Yalnızlık'tır, bir teşekkür de onun için) Hayvan Çiftliği'ni de okumayı düşünüyordum. Yanılmıyorsam çizgi filmini seyretmiştim daha önce. Bir de sağda solda sık sık değinilmesinden olsa gerek, bölük pörçük aklımda bir şeyler vardı.

Hikaye bu ya, çiftçinin zulmüne isyan eden hayvanlar, yönetimi ele geçiriyor ve kendilerine başkan olarak domuzları seçiyor. Aslında seçmek demek de pek doğru değil. Domuzlar başkan oluyor. Ancak gel gelelim hayvanlar eskisinden çok daha ağır koşullarda yaşamaya başlıyor. Domuzlar, hayvanların nefret ettikleri insanlardan çok daha zalim bir yönetici olup çıkmışlardır.

İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermezi yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.

Kitap rahatlıkla ortaokul seviyesindeki çocuklara “güç zehirlenmesi” dersi olarak okutulabilir. Zira kapağı, sayfaların arasına çizimlerin yerleştirilmesi, karakterlerin hayvanlardan oluşması, anlatımın sadeliği ve hatta “Bir peri masalı” alt başlığı ile ortam buna müsait. Ancak alt metinlerle korkunç bir eleştiri var. Hayali düşmanlar, ben öyle demedim, böyle dedimler, ağlayarak açıklama yapan yardımcılar, kim ne derse desin aynı nakaratı tekrarlayan şakşakçılar... Hepsi çok tanıdık. Tüm bunların yaşandığı bir ülke biliyorum; adı dilimin ucunda ama bir türlü çıkaramıyorum, hatırlayınca burayı düzenlerim. Bu hali ile kitabın 1943'de yazıldığına inanmak güç. Bu kadar mı güncel ve gerçekçi olur. Eğer söylendiği gibi Stalin eleştirisi ise, neden insanlık hiç ders almıyor. Dönüp dönüp aynı şeyleri bir daha yaşıyoruz. Anlamak mümkün değil.

Kuşkusuz, şimdilik, tayınları yeniden ayarlamak zorunda kalmışlardı. (Squealer, hiçbir zaman “kısıntı” sözcüğünü kullanmıyor, “yeniden ayarlama” demeyi yeğliyordu.

Kitabın başında yazar ve çevirmenin kısa özgeçmişleri var. Bunu seviyorum. Kitabı kaliteli gösteriyor. Özgeçmişlerin ardından çevirmen Celâl Üster'in uzun, aynı zamanda iddialı bir giriş yazısı var. Hatta çevirmen İnkılap Yayınları'nın çevirisi için eleştirmeye değer dahi bulmamış. Lakin kendisi de “korkuya kapılmak” yerine “ürküye kapılmak” gibi ürkünç bir tabir kullanmasının yanı sıra bir cümleyi de şöyle kurmuş “Banknotlar sahte çıkmıştı! Frederick keresteleri anafordan almıştı.” Anafordan almak deyimini bilen varsa bana da söylesin. Edebimle özür dilemeye hazırım.

Kitabın kapağı dediğim gibi sanki yaşı küçük bir kitle için hazırlanmış izlenimini uyandırıyor. Bunun dışında iç kapaklar, baskı, her şey şahane. Sadece sayfalar arasındaki çizimlerin sahibi belirtilmemiş; bence bu büyük eksiklik. Bunun dışında, 150 sayfadan ibaret mükemmelliği ve sadeliği ile bir kaç saat içinde okunabilecek harika bir eser. 

Kitabının özeti, kitabı nasıl, iyi midir, okumalı mıyım, tavsiye, öneri, indir, konusu ne, kim yazmış çok satanlar mutlaka oku kim yazdı kitap roman, hayvan çiftliği, george orwell, sosyalizm, stalin, kitabını indir, kitabını oku, kitabının özeti, pdf,




0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1