11 Ağustos 2016 Perşembe

Edirne Merkez Vilâyet Sâlnâmesi

edirne, saray, kırkpınar
Bu sefer elimizde sıradan bir kitap değil, sâlnâme var. sâlnâme nedir diye merak edenler için; Osmanlı döneminde, şehirlerin yıllık olarak ekonomik, sosyal, sağlık, eğitim ve ziraat ile ilgili detaylı olmasa da istatistiki verilerinin yer aldığı resmi yıllıklara sâlnâme denmekteymiş. Yüksek Lisans tezim için Edirne Adliyesi ile ilgili bir araştırma yaparken “al bak, belki işine yarar” diye elime tutuşturmuşlardı, iyi de yapmışlar. Artık evimde kanlı canlı, tarihe ışık tutan resmi sayılabilecek bir belge var.

Bende ki, Edirne Merkez Vilayet Sâlnâme’sinin II. Cildi. Yrd. Doç. Dr Ratip Kazancıgil ile öğretim görevlileri Nilüfer Gökçe ve Musa Öncel tarafından Osmanlıca orijinalinden tercüme edilmiş. Edirne için tutulan 28 adet sâlnâme içinden Balkan Savaşı ve Edirne Vilayetinin parçalanmasından önceki son sâlnâme olması sebebi ile bu sâlnâmeye öncelik verilmiş. Edirne vilayetinin Hicri 1319, Miladi 1901 yılına ilişkin, idari teşkilatı, resmi kurumlarında görevli memurların listeleri, mahalli tarihi, sahip olduğu eserler, nüfus ve iktisadi varlığının yanı sıra sosyo-kültürel yapı hakkında da hiçbir yerde bulamayacağınız bilgiler içeriyor. Günümüzde herhangi bir il, ilçe için günümüzün imkanlarına rağmen böyle bir çalışma olduğunu zannetmiyorum. (Bir takım il yıllıkları var ama kesinlikle bunun yanına yaklaşamaz) Kaldı ki araştırmam sırasında Edirne tarih gönüllüsü sayın Cengiz Bulut’da Cumhuriyet Tarihinden bu yana yazılı kayıt tutma geleneğinin eksikliğinden sitem etmişti.

Birazdan aşağıda paylaşacağım ilginç bilgiler dışında, gördüm ki Osmanlı’nın idare şekli, yerel yönetimleri, sosyal ve kültürel yapısı hakkında bize hiçbir şey öğretilmemiş. Mesela Edirne Vilayeti dediğin yer koskocaman bir alanmış. Kırcaali’den tutun da Dimetoka’ya, Kırklareli’den Tekirdağ’a, 1901 yılında bize her yer Edirne imiş beya. “Doğuda Çatalca  Sancağı ve Karadeniz, kuzeydoğuda Rumeli, batıda Selanik Vilayeti, güneyde Adalar “Ege” Denizi, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ne kadarmış. Yaklaşık 42.500 km² ve 1.022.207 nüfus.

kitap yorumu, edirne, osmanlıSâlnâmede her sancağın, her ilçe ve nahiyenin resmi daireleri ve burada çalışanlar listelenmiş. Tarihi anlamı bir tarafa, içinde Ermeni ya da Rum karakter barındıran kitap, senaryo yazarları için bile eşsiz bir kaynak. Dokidi, Yuda, Babarani, İstefenaki, Rober, Aristiti, Petrozili gibi bir sürü isim var. Yani demem o ki, içinde Ermeni olan her prodüksiyonda Eleni, Dimitri ve Yorgo görmekten gına geldi. Artık yeter. (Hele bir de aynı yapımlarda “Haydi vre Dimitri tingırdat bakalim” klişesi var ki yeminle tiksindim. Yapmayın arkadaşlar. Nasıl ki her Japon karateci değil, her ermeni de buzuki sanatçısı değil.)

Yukarı da değindiğim gibi ilginç gelen onlarca detay var. Bunları cümle içinde kullanmayı nasıl becereceğimi bilmediğimden içinden seçtiğim bir kaçını müsaadenizle maddeler halinde alt alta yazmak istiyorum.

·        Edirne Merkez Sancakta 1. Manyas Mevkii diye bir yer var. Bugün hala Manyas Polis Karakol var. Acaba aynı mevkii mi?
·        Osmanlı Bankası Şubelerinde neredeyse hiç Türk yok.
·        Her devlet görevlisine birden fazla görev düşüyor. Bir yerde komisyon başkanıysa adam, başka bir komisyonun üyesi, bir başka yerde sayman vs. örneğin; Çorlu Kaymakam Naibi İsmail Hakkı Efendi, aynı zamanda ilçe yönetim kurulu üyeliği ve bidayet mahkemesi başkanlığı yapıyor.
·        Asker, polis ve kolluk, nüfus ve mahkeme görevlileri Türklerden oluşurken, para ve teknik bilgi gerektiren işlerde Ermeni ve Rum isimleri dikkat çekiyor.
·        Dedeağaç Sancağı’nda yabancı devletlerin konsolos vekilleri aynı zamanda vapur acentelerinden de sorumlu.
·        Edirne Yeni Saray (Sarayiçi) alanı daha o yıllarda yıkıntılık, harabelikmiş meğerse (Osmanlı Rus harbi sırasında dinamitlenen kısımdan bahsetmiyorum.) Bunun yanı sıra yine Edirne’nin muhtelif yerlerindeki onlarca cami, mescit, çeşme ve bilimum yapının yıkıldığından hatta artık yerinin bile bilinmediğinden bahsediliyor. Ne tuhaf.
·        Okuduğum lisenin binasının o yıllara dayanması, detaylı bir tarihçesinin anlatılmas süperdi.
·        Köy isimleri, ufak nüanslar haricinde neredeyse hiç değişmemiş.
·        Edirne’nin ekmeği ile meşhur Kemalköy’ün adı o zaman ki adı Ekmekçi Kemal Köyü’ymüş.
kitap yorumu, edirne, Osmanlı
·        Malum hayvan sayımı da yapılmış. Koyun, keçi, tavuk hepsi tamam da canavarları (anladığım kadarıyla kurt) nasıl saydınız. Misal 1898 yılında Edirne Vilayetinin genelinde 50311 canavar sayılmış. (sallamışlar demeyelim diye küsuratlı sayı vermişler)
·        Bugün 15-20 dakika süren Azatlı-Edirne arası mesafe, o tarihte 5 saatmiş.
·        İyi kötü her köyde bir ilkokul olduğunda bahsediliyor. Öğrenci sayısı nüfus verilerine göre makul görünüyor. Müslüman ve Rum okullarının sayısı aşağı yukarı birbirine denk.
·        Nedendir bilmem, Türk, Ermeni ve Rumların kayıtları gibi Çingenelerde ayrıca sayılmış nedense.
·        Uzunköprü, o yıllarda kayda geçen 50 meyhanesi ile efsanesini tarihine borçlu olduğunu kanıtladı.
·        Doğduğum, büyüdüğüm ilçe Havsa 3. sınıf bir ilçeymiş. Dahası hamam, kervansaray ve Sokollu İlkokulunun bahçesindeki imaretin harabelikleri, o yıllarda bile harabelikmiş.
·        Ha bir de Havsa’da 12 tane kilise varmış. Nereye gitti yav bunlar.
·        En ilginç olan kısım Havsa’nın ismi ne bize öğretildiği gibi ne de Havsa Belediye, Kaymakamlık ve valiliğin sitesinde geçtiği gibi Hafize Sultan ya da Hafsa Hatun’dan gelmiyormuş. 1900 yılına ait bu kayda göre Havas-ı Mahmud Paşa’dan geliyormuş. Lakin bu adam kimdir necidir, şimdilik bulamadım.
·        Havsa’da 700 tane hergele varmış. Şimdi çok daha fazla var. Şaka şaka. Hergele iş yapmaya alıştırılmamış at, eşek gibi hayvanlara deniyormuş.
·        Şaraplar mı, Şerbettar mı sorusu hala netlik kazanmadı. Edirne’nin kurucularından Hamza Bey tarafından kurulmuşsa da Hamza Bey’in şarapdar mı şerbettar mı olduğu sorusu henüz cevap bulamadı. Sanırım şarap ve şerbetin o dönemlerde yakın anlamlar içermesi ile ilgili bir sıkıntımız var.
·        Gelibolu Sancağına mensup, Keşan, Şarköy, Mürefte ile Tekirdağ sancağında Rumların sayısı Müslümanların çok çok üzerinde. (Örneğin Mürefte: 1569 İslam, 18.206 Rum)

Kitap tek başına çıkarımlar yapmak için çok yeterli olmasa da, detaylı bilgiler içeren diğer tarih kitapları ile yan yana geldiğinde harika bir tamamlayıcı kaynak.

Kitap yorumu, Edirne, OsmanlıEdirne Valiliği tarafından basılan bu sâlnâme, bildiğim kadarıyla resmi ve önemli bir takım kuruluşlara ücretsiz dağıtılmış. Birer kopyayı Trakya Üniversite Merkez Kütüphanesinde bulunan Edirne Kitaplığında görmüştüm. Kağıt ve baskı kalitesi kusursuz. Keşke hard cover kapaklı, bir baskısı yapılsaydı. Çok daha klas olurdu. Değerli hocalarımızın çevirilerine laf söylemek haddim değil ama densizliğimi mazur görürlerse küçük bir sitemim var. Özellikle kurum ve memur listelerinde çeviri Osmanlı harfleri ile yazılanları Latin harfleri ile yeniden yazmak olarak kabul edilmiş gibi. Mesela Masraf ve Hâvâlât Mukayyidi Refiki ve Mesalih-i Cariye Katibi ne iş yapar, hiçbir fikrim yok. Aynı şekilde cami tarihçeleri de bizimle paylaşılmış ama tek satır anlamadım. Sağolsun birini sevgili Şebnem Pişkin’e sordum ama diğerlerini şu zabıt katibi halimle yazmaya cesaret edemedim, resmini çektim. Alın bakın, ne yazıyor siz okuyun.

Bu eseri bizlere sunan, emeği geçen herkesin ellerinden öperken, benzer bir çalışmada hocalarıma çay demlemek için bile olsa bir görev almaya hazırım. Yaşadığı şehrin tarihini merak etmek bir tarafa, günümüzde büyük bir çoğunluğun Osmanlı aşığı olduğu düşünülürse, tüm bu aşıkların alıp okuması gereken bir eser.

                                                                       Kitabın Künyesi

edirne, saray, kırkpınarOrijinal Adı: Edirne Merkez Vilâyet Sâlnâmesi H.1319-M.1901
Yayın tarihi: Nisan 2014 (2. Baskı)
Osmanlıca'dan Çeviri: Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil, Öğr. Gör. Nilüfer 
Gökçe, Musa Öncel
Ebat: 16,5 x 24 cm
Sayfa: 391
ISBN: 9786051495538

















0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1