21 Eylül 2016 Çarşamba

Kör Baykuş - Sadık Hidayet

iran edebiyatı, kitap yorumu, pdf. özet

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar.

Bu kitabı ilk olarak Edirne Kitap Okur isimli facebook grubunun yöneticisi Nebahat Hanım sayesinde gördüm. Ne yalan söyleyeyim Sadık Hidayet ismini daha önce hiç duymamıştım. (Bu da benim bir ayıbım olarak burada dursun) Ancak çevirinin Behçet Necatigil tarafından yapılmış olması dikkatimi çekti ve ilk fırsatta kitabı edindim. Aslında çok daha önce okuyacaktım ama araya senelik izin, bayram tatili girince biraz gecikti.

Gerek Behçet Necatigil'in yazdığı önsöz, gerekse Bozorg Alevi'nin yazdığı sonsözde yazarın hayatı, sanatçı kişiliği ve eserleri hakkında epey detaylı bilgiler verilmiş.

Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler.

Kitap, ilk bakışta birbiri ile alakasız görünen, sonrasında tamamen ilişkili olduğu anlaşılan iki hikâyeden oluşuyor. Hikâyeler öyle ilişkilendirilmiş ki; ilk hikâye, ikinci hikayedeki adamın gördüğü bir kabus mu, yoksa ikinci hikaye ilk hikayedeki kalemdan ressamının yazdığı bir öykü mü birbirinden ayırmak mümkün değil.

Her iki hikâyede afyonlu, büyülü ve masalsı…  Evinde tek başına yaşayan afyon ve şarap tutkunu bir kalemdan ressamı, kalemdanlarına hep aynı sahneyi işlemektedir. Bir gün bu resmettiği sahnedeki kadını karşısında bulur. İçine düştüğü gizemli durum onu ikinci hikâyeyi yazmaya iter.

İkinci hikâyemizde ise karısı tarafından aldatılan, hasta (sanırım verem) bir adamla baş başayız. Karısına büyük bir aşk ve aynı zamanda büyük bir nefret ile bağlı olan adamın hastalığının son evreleri yaklaştıkça, içinde büyüyen sevgi, kin ve şüphe tohumlarının beynini kemirmesine şahit oluyoruz. Git gide deliren adamı hezeyanları, kâbusları, sanrıları ve kararsızlığı sizi de ele geçiriyor. Hatta öyle ki ben bir ara o kadar daraldım ki "ölse de kurtulsam" dedim.

Gökte herkesin bir yıldızı olduğu doğruysa, benimki çok uzakta, karanlık ve pek önemsiz bir şey olmalıdır. Belki de benim hiç yıldızım yok!

kitap yorumları, kitap özeti, pdf
En başta kitabı almama çevirmenin ismi sebep oldu demiştim ya aferin bana. Harika bir tercih yapmışım. Çeviri tek kelime ile mükemmel. Türkçenin, noktalama işaretlerinin kullanılışı inanılmaz, kusursuz, muhteşem. Orijinal dilinde nasıldır bilmiyorum ama Necatigil, şairane bir anlatımı tercih etmiş. (bakınız en üstteki, aynı zamanda kitabın ilk cümlesi olan alıntı) Acaba elden geçirildi mi bilmiyorum (ki kapak içinde böyle bir bilgi yok) 1977 yılında yapılan bir çeviri olmasına rağmen, bugün ki pek çok kitabın çevirisinden çok daha akıcı ve anlaşılır bil dil ile hazırlanmış.

Yaşlılar vardır, gülümseyerek ölürler, uykuda sağdan sola döner gibi veya sönmesi gibi yağı biten bir lambanın. Ama sağlam bir genç, ölüme karşı var gücüyle savaştıktan sonra birdenbire ölürse ne hisseder?

Kapakta yazdığına göre YKY'de 18. baskı. Kapak yayınevinin klasik siyah çevreli kapaklarından. Çerçevenin içinde, kafesteki baykuşların arasında oturan bir adam var. Bu tip karikatürize çizimli kapakları seviyorum. Harf hatası, yazım yanlışı vs. bir şey yok ama sanırım bunda da Necatigil'in payı var. Kitabın içine, kapak resmi ile süslenmiş küçük bir ayraç koymuşlar. Ancak ayracın arkasında Sadık Hidayet'in YKY'den çıkan diğer kitaplarının tanıtımının olması gerekirken, her nedense Sabahattin Ali'nin kitaplarının reklâmı var. Anlayan beri gelsin.

Hikâyelerin kendisi ilginizi çekmeyebilir. Saygı duyarım. Ama Türkçe kullanımında en üst seviye nedir görmek için mutlaka okunması gereken bir eser.



iran edebiyatı, pdf. kitap yorumuOrijinal Adı: Bûf-i Kûr
Yayın tarihi: Haziran 2016 (18. Baskı)
Yazar: Sadık Hidayet
Farsça'dan Çeviri: Behçet Necatigil
Ebat: 13.5 x 19.5 cm
Sayfa: 95
ISBN: 9789750803027
Goodreads Puanı:  3.98




0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1