2 Aralık 2016 Cuma

Doğmamış Çocuğa Mektup - Oriana Fallaci

kitap, kürtaj, yorumu, özeti, pdf
Yaşam bir erkek için bile kolay değil. Kasların daha güçlü olacak, onun için ağır yükler taşımanı isteyecekler, zorla sorumluluklar yükleyecekler omuzlarına. Sakalın olduğu için ağlarsan sana gülecekler ve şefkate gereksinmen olsa bile bu böyle olacak. Önünde bir kuyruğun olacağı için, savaşta ölmeni ya da öldürmeni buyuracaklar; ve ta mağara çağından kalma baskı ve kıyıcılığı sürdürmek için suç ortaklığı yapmanı isteyecekler. 


Ara sıra, takipçisi olduğum türlerin açık ara dışında türlere de yöneliyorum. Peki, o kitabı neye göre seçiyorsun diye sorarsanız, belli bir kıstasım yok ama en önemli etken kaderin ağları diye cevap verebilirim sanırım. Doğmamış Çocuğa Mektup'u kitaplarla pek arası olmayan bir arkadaşım "mutlaka okumalısın" diyerek tavsiye etmişti, merak ettim, aldım, okudum. -Gelecekteki kendime not: Bir daha asla kitapla arası iyi olmayan birinin tavsiyelerine kulak asma.-

Başlar başlamaz, daha ilk cümlede "Eyvah!" dedim, "Fularsız yakalandık." Şu açılışa bakar mısınız: "Bu gece var olduğunu bildim, hiç yokluktan kaçıp kurtulmuş bir dirim damlası…" hemen koştum, çekmeceleri talan ettim. Lakin bizim evde fular ne arasın? Çaresiz hanımın çeyizine nedensizce tıkıştırılan tülbentlerden birini boynuma doladım. Merak edenlere, opera dinlemek zorunda bırakılan bir Sivaslı'nın ızdırabıyla "boğazlarım şişti diyorum" İlgili fıkra için tıklayınız

Peki, haklısınız, özür dilerim. Böyle duygusal ağırlıklı bir kitabın yorumunun başlangıcı böyle olmamalıydı. Ama birazdan vereceğim örneklerden sonra eminim sizde bana hak vereceksiniz; takılmamak imkânsız.


Savaşmak kazanmaktan çok daha iyi, yolculuk yapmak varmaktan çok daha güzel. 

kitap yorumu, özeti, pdf. incelemeDoğmamış Çocuğa Mektup, sevgilisiyle evlenmeden önce hamile kalan bir kadının, karnındaki bebeği ile acılarını, hüzünlerini, umutlarını, hayallerini, kaygılarını, sevincini ve öfkesini paylaşmasından ibaret. Kahramanımız, evlilik dışı bir ilişki sonucu dünyaya bir çocuk getirmenin, bekar bir anne olmanın zorluklarının yaşarken, yakın çevresinin baskıları sonucu, çocuğu doğurmak ile kürtaj yaptırmak arasında tarifsiz bir ikilem yaşıyor. Kitap boyu karakterin, değişen etkenlerle (fizyolojik olanlarda dâhil) bu iki karar arasında kalmasına şahit oluyoruz. Ve işin garibi hangi kararı alırsa alsın kadınla aynı fikirde oluyorsunuz. (Demek ki benim vücudum, benim kararım sözü, sadece içi boş bir slogandan ibaret değil.)

Arka planda ise dikkatimi başka bir şey çekti. O tarihlerde (kitabın yazıldığı 1975 yıllarında) Avrupa'da ki mahalle baskısı dene şeyin, günümüz Türkiye'sinden çok da farklı olmadığını görüyoruz. Anne, baba, sevgili, patron, arkadaş, hatta doktorların bile evlilik dışı bir hamileliğe bakışı bugün ki halimizden çok farklı değil. Ha onlarda durum değişip, biz de hala aynı kalmışsa da çok canınızı sıkmayın, aramızda sadece 40 sene var. Sadece iki boğaz köprüsü daha sonra aradaki farkı kapatırız.

Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gülebilir. Ağlamak kolay, gülmek güç. 

kitap yorumu, özeti, pdf, incelemeDoğmamış Çocuğa Mektup, daha önce bir kitabını okuduğum ve çok beğendiğim, Asılacak Kadın'ın yazarı Pınar Kür tarafından çevrilmiş. Her ne kadar sayın Pınar Kür'ü eleştirmek haddime olmasa da, bu kez aynı beğeniye ulaşamadım. Her nedense, elit mi desem, entelektüel mi desem, saray Osmanlıca'sı gibi, sadece belli bir zümreye hitap eden bir dil kullanılmış.

Örneğin şu cümleyi 6-7 kez okudum, noktalama işaretlerinin yerini değiştirdim, yetmedi, işaret ekledim çıkardım ama gene anlamadım. Bir de siz bakın; eğer aptal olan bensem kafama kafama vurun; "Kimi zaman engin bir utku duygusu doluyor insanın içine ve bu utkuyla birlikte gelen dinginliğin içinde sana hiçbir şey dokunamaz: ne çekmek zorunda olduğun fiziksel acı ne feda etmek zorunda olduğun için ne de vazgeçmek zorunda olduğun özgürlüğün."

Yine anlamlarını az çok tahmin edebildiğim ama kullanılmalarına anlam veremediğim dirim, yüzger, uslamlama, varsıl, dural kalmak, çarnaçar, ansımak gibi kelimeler havada uçuşuyor. Bu arada bu kelimelerin yüzger hariç hiç birine kelime işlemcim uyarı vermiyor. Kelimelerin yüzger hariç hepsi Türk Dil Kurumu'nun sitesinde mevcut. Ancak demek istediğim bu değil. Misal; "… Hekim yatmam gerektiğini söyledi. Ve işte şimdi devinimsiz yatıyorum." Merak ediyorum "hareketsiz yatıyorum" demek çok mu zor? "Devinimsiz" deyince daha mı edebi oluyor?

Her neyse, tüm bunlara rağmen yine de çoğu cümle hedefini on ikiden vuruyor. Zaten yaptığım alıntılardan da anlayabilirsiniz. Kitapta bunlar gibi daha onlarca harika söz öbeği var.

Hangi düzen, hangi ideoloji altında doğarsan doğ, her zaman bir başkasının halısını temizleyen bir kadın, çikolata isteğiyle yanıp tutuşan, utanan bir çocuk olacaktır. 

Anlatıyı ilk başlarda piyasadaki onlarca kürtaj karşıtı ajitasyondan biri gibi bulabilirsiniz. Ancak durum hiç de öyle değil. Yazar bize bunların çok daha ötesinde objektif bir bakış açısı sunuyor. Yine de hamile olanların okumamasını tavsiye ederim. Ama hamile kalmaya karar verme aşamasındaysanız, size kesinlikle bir fikir verecektir.

Can Yayınları'ndan satışa çıkan kitabın kapağı, anne ve bebek temalı yüzlerce facebook sitelerinden birinden rasgele seçilmiş gibi duruyor. Ama asıl facia arka kapakta; baştan sona kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, her sayfa da çocuğuna kadın olmanın zorluğundan, asaletinden, kadın haklarından ve feminist kuramlardan bahseden bir kadını tarif ederken "Erkeğinden ayrılmış bir kadından…" diye başlayan cinsiyetçi ve son derece eril bir cümle ile başlamak nasıl bir akıl tutulmasıdır çok merak ediyorum.


kitabın künyesiSon olarak, Eyy ev sahibesi zengin kaltak, o kızcağıza çikolata vermedin ya, ben senin ta…..



           Orijinal Adı: Lettera a un bambino mai nato
Yayın tarihi: Ağustos 2015 (11. Baskı)
Yazar: Oriana Fallaci
İtalyanca'dan Çeviri: Pınar Kür
Ebat: 13 x 19,5 cm
Sayfa: 128
ISBN: 9789755107431
Goodreads Puanı: 3.86










0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1