15 Aralık 2016 Perşembe

Domuz Kasabı - Mehmet Mollaosmanoğlu


domuz eti, kitap özeti, pdf. konusu
Bir erkeğin kaynanasını sevmeme nedenleriyle bir kadının kaynanasını sevmeme nedenleri çölle kutup kadar farklıdır. Kadın, kocasını paylaşmak istemediği için peşinen kaynanasından nefret eder; erkek ise damadını seven bir kaynanayı evliliğin sigortası olarak gördüğünden peşinen hayranlık duyar. Haliyle bir kadın, kaynanası ağzıyla kuş tutsa dahi sevmesi mümkün değilken, bir erkek, yalnızca kaynanasının ağzı bir kuşa döndüyse sevmekten vazgeçebilir.





Sonunda oldu… Sonunda bir Mollaosmanoğlu kitabını baskıdan önce okuma ve naçizane birkaç küçük öneride bulunma şansı buldum. Sağolsun Mehmet Mollaosmanoğlu'da fikirlerimi kaile aldığı yetmezmiş gibi bir de teşekkür bölümünde benden söz etmiş. İşte, içinde bir yerde Umut Çalışan isminin geçtiği ilk kitabın yorumu burada…

Kitabın adını duyunca, hemen "aman domuz etine özendiriyorlar, ay çok iğrenç, çok pis kokuyor, hem haram bir kere" diye başlamayın. Kimsenin kimseye zorla bir şey yedirdiği yok. Hatta size bir sır vereyim, bu kitabı yazan adam, rakının yanında pesto soslu mücver yiyecek kadar vejetaryen. Etten tamamen vazgeçmeden önce sadece tavuk soslu büfe sandviç yiyordu. (Gerçi onunda tavuk değil, mayanoze boğulmuş haşlanmış patates olduğuna yemin edebilirim) anlayacağınız, kitabın içinde bırakın domuzu, başa herhangi bir hayvanın etini bile yiyen  yok. Ama evet, esas oğlan gerçekten domuz eti satan bir şarküterinin sahibi, domuz kasabı. Ve hayır, kitabı fantastik yapan şey adamın domuz kasabı olması değil.

"Zaten bütün anormallikler alışılagelmiş biçimde başlar."


ılgın kitap okuyorAlanya'da faaliyet gösteren 'İlimdar'ın Sağlıklı ve Sıhhi Domuz Etleri" isimli şarküterinin sahibi (gerçi bu kısım detaylandırılmamış ama şarküteridir herhalde. Mangal kömürü, baharat çeşitleri, fırın poşeti falan bir şeyler vardır bence) İlimdar Can Çekirdek, parayı seven, aç gözlü, hırslı, şark kurnazı, fırsatçı, aşağılık o.. (hop yavaş, sakin)  adamın biridir. Acilen ülkesine dönmek zorunda kalan birinin evini çok ucuza kapattığı  yetmezmiş gibi evin bodrumunda bulduğu eski bir kağıt parçası göz bebeklerinin dolar işareti ile bakmasına neden olur. Kazanabileceği paraların hayaliyle kendinden geçen İlimdar, bir an evvel kağıtta yazan hazineyi bulmak için yollara düşer.

Ancak para hırsının bambaşka bir yola sürüklediği İlimdar, karşılaştığı bu yeni hayatta inancını, hatıralarını, şimdiye kadar burun kıvırdığı değer yargılarını sorgulayarak yaşama tutunur. Yola çıkarken maddi bir hazinenin alevi ile tutuşan Domuz Kasabı, gün geçtikçe hiç hesapta olmayan manevi hazinelere sahip olmaktadır. Ancak kavuşması gereken en büyük hazine, hayatta kalabilmektir.

Kitaba başlar başlamaz anlayacağınız gibi İlimdar, Mehmet Mollaosmanoğlu'nun bugüne kadar kurguladığı en karaktersiz karakter. Gerçi kitap boyunca az biraz düzelir gibi oluyor ama kişisel görüşüm, göt korkusu ile erilen hidayetin pek bir ehemmiyeti olmadığı yönünde. Aç gözlülük, terbiyesizlik, ukalalık, zina, yetim hakkı yemek ne ararsan var adamda.

Kitabın bir diğer "en" olduğu hususta, klasik Mehmet Mollaosmanoğlu üslubunun en abartılı kullanıldığı kitap olması. Yazarın önceki kitaplarında sıklıkla başvurduğu kinayeli anlatım, bu kitap da zirve yapmış. İlimdar'ın laf sokmadığı, bir şeyi başka bir şeye benzeterek söylemediği tek bir diyaloğu yok neredeyse. Bu zaman zaman bıktırıcı olmakla birlikte, karakteri daha da sinir bozucu yapmaya yaramıyor değil. Ha bir de, benzetme demişken; eski moda kaynana tarifi yapılırken "papaya göğüslü" tarifine ilk başta "ne bu" desem de, papaya'nın ne menem bir şey olduğunu görünce, benzetmenin yerindeliğine şapka çıkardım.

ılgın kitap okuyorKitap ile inancını sakatlayacağına ilişkin bir kaygınız olabilir.  Ama bilin ki yazar bunu en azından kitabın ismi ya da karakterin mesleği ile yapmıyor. İnsan hayatındaki ön kabullerin, çevresel ve sosyal faktörlerin inancımızı ne kadar kolay etkileyebileceğini, hatta değiştirebileceğini arka planda ince ince işliyor.

Bunun yanı sıra, ilk okuma, tavsiyede bulunma, çakma editörlük (ya da ne ad verirseniz) deneyimimden öğrendim ki bu ülkede kitap yazacaksan başta Türk Ceza Kanunu olmak üzere, hiçbir kanuna bulaşmayacaksın arkadaş. Daha birkaç ay önce yazılan bir kitaba yaptığım hukuki bir tavsiye, kitap piyasaya çıkmadan birkaç gün önce değişen infaz yasası ile çöp oldu gitti. Dahası henüz kontrol etmedim ama ben kitabı bitirmeden birkaç gün önce çıkan yeni bir düzenleme ile kitapta İlimdar'ın mahkumiyetine dair kurgulanan kısım tamamen toz olmuş olabilir. Bu nedenle yazarsanız yazmayın, okursanız intizar etmeyin. Yazarların, editörlerin bu konuda pek bir kabahati yok.

"Dünyada en zor alınan nefes özgürlüğün gittiğini anladığın esaret nefesidir."


Kapağa gelince, son zamanlarda gördüğüm en iyi kapaklardan biri. Kapak tasarımlarında genelde bir arada pek kullanılmayan mavi ve turuncu iyi bir ikili olmuş. Ancak ne ön, ne arka ne de iç kapaklarda kitabın temasının bel kemiğini oluşturan 'İpar Gülü'ne ait gerçek bir resmin konmaması bence büyük eksiklik. Ayrıca yazar her ne kadar son okuma işini kendisi yapıp, editör yardımı almıyorsa da bu konuyu gözden geçirmeli. Kelime ya da yazım yanlışı olmasa da pek çok yerde noktalama işaretleri benim bile fark edebileceğim kadar eksik.

Neyse, kendi katkıda bulunduğum bir kitap diye demiyorum ama Mehmet Mollaosmanoğlu'nun aksiyon dozu en yüksek kitabı diye düşünüyorum. Özellikle aksiyon açısından vasat bulduğum Talaytaytan'dan sonra iyi geldi.
künye



Orijinal Adı: Domuz Kasabı
Yayın tarihi: Temmuz 2016 (1. Baskı)
Yazar: Mehmet Mollaosmanoğlu
Ebat: 13,5 x 21 cm
Sayfa: 288
ISBN: 9759968816
Goodreads Puanı: 










2 yorum:

  1. "Dünyada en zor alınan nefes, özgürlüğün gittiğini anladığın esaret nefesidir." Böyle bir laf ettiğimin farkında bile değildim, şimdi senden alıp twitter'da paylaştım. İyiymiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Eski yazılarımı okurken bu bana da sıklıkla oluyor. "Vay be, bunu ben mi demişim?" hissi, hoş bir duygu...

      Sil

 
UA-57355180-1