Her kötünün içinde bir iyilik,her iyinin içinde de bir kötülük vardır. İnsan sadece görmek istediğini görür.

15 Ekim'den itibaren tüm kitap satış noktalarında

Geziyoruz biz

Hep okuyacak değiliz ya

30 Eylül 2016 Cuma

Yıldız Gemisi Askerleri - Robert A. Heinlein

ithaki, bilim kurgu, pdf. özet
Özgürlük vazgeçilmez değildir; yurtseverlerin kanlarıyla muntazaman kazanılmalıdır yoksa yitip gider. İcat edilen, sözüm ona tabii insan hakları arasında özgürlük, ucuza getirilme ihtimali en düşük olandır ve asla zahmet çekmeden gelmez.


Yine Hugo ödüllü bir romanla buradayım. Zaten İthaki’den çıkıp da kapağında “bilmem kaç yılı Hugo Ödülü” yazmayan roman yok gibi. Markanın büyüklüğüne itimat edip internetten aslı var mıdır diye bakmıyorum ama umarım bizi kandırmıyorlardır. Nedense bazen aynı yıllara birden fazla Hugo ödülü düşüyormuş gibi bir hisse kaplıyorum.

Neyse, şakayı bırakalım zira elimizde ciddi bir roman tutuyoruz. Renkli iç kapaklarda bizi yüce önder Atatürk’ün “İstikbal Göklerdedir” söz karşılıyor. Yüzümü anlamsız bir gülümseme alıyor. İç sayfalara geçtiğimizde ise künyenin ardından detaylı bir yazar biyografisi görüyoruz.

İlk bölüm askeri bir harekatla başlıyor. Esas oğlanımız tam anlayamadığımız bir şeylerin içinde, bilmediğimiz bir gezegene atılıyor. Orada sağı solu bombalıyor. Ancak anlatımın ilk başlarda beklediğimden ağır geldiğini itiraf etmeliyim. Anlatılanları gözümde canlandırmakta epey zorlandım. Derken o da ne? Romanda ilk ismi söylenen karakter bir Türk. Hem de Finlandiya Türk’ü (Bilim-kurgu dedikleri bu olsa gerek) Adı da Celal ama ekiptekiler ona Celi diyor.

İlk operasyonun ardından birkaç yıl geriye, romanın başkarakterinin orada ne aradığının ve oraya nasıl geldiğinin anlatıldığı geçmiş zamana gidiyoruz. Hani biz de askerlik yapmayana kız vermiyorlar ya, bu adamın yaşadığı yerde bırakı kızı, oy kullanma hakkı bile vermiyorlar. Oy kullanabilmek için tam vatandaş sayılmak, bunun için de en az iki yıl gönüllü askerlik yapmak zorundasın. Kitabın uzun bir kısmı, böyle bir gelecekte okuldan mezun olduktan sonra, askerlik yapmaya karar veren Juan Rico’nun askere yazılması, acemi eğitimi ile ilgili.

Ancak acemi birliği kısmı bitmek bilmiyor. (Bak işte bu kısım çok gerçekçi. Benim de acemi birliğim hiç bitmeyecek gibi gelmişti.) İlk 150 sayfa itibari ile neredeyse tamamen monolog ve bu biraz can sıkıyor. Aslında sonraki 150 sayfa da pek farklı değil.

Hâlbuki kazada ya da savaşta olması fark etmez. Ölmüşseniz ölmüşsünüzdür.

kitap yorumu, pdf, indir, özetiRico’nun acemi birliğindeki yaşamı, eğitiminin aşamaları, Terra Federasyonun sistematik yapısı, uzay gemisinin hiyerarşik yapısı ve komuta kademesi, Çevik Piyade’nin kullandığı güç takımlarının çalışma prensibi tüm detaylarıyla, tane tane, sayfa sayfa anlatılıyor. –Hey dostum, bunun bir bilim kurgu olması gerekiyordu, lanet olası bir Aytmatov romanı değil- Sanki kendi başına bir roman değilmiş de kendinden sonra yazılacak kitaplara yol gösterici bir kılavuz olarak hazırlanmış gibi. Kaldı ki arka kapakta da görüldüğü üzere John Scalzi’de “Yaşlı Adamın Savaşı açıkça Yıldız Gemisi Askerlerinden etkilendi” diyerek olayı özetliyor. Romanın 1959 yılında yazıldığı düşünüldüğünde, bugünkü pek çok bilim kurgu kitapta kullanılan farklı türlerle arsa kavgası, iyi taraf, kötü taraf kavramlarının son derece göreceli olması gibi noktalarıyla onlara öncülük ettiği açık.

Bunun yanı sıra kendi içinde onlarca ahlaki, siyasi, askeri soruya felsefi cevaplar arıyor. Bu hali ile tam bir Rus klasiği izlenimi uyandırıyor. Askerlik yapmayanların, askerlik yapanlarla aynı oy hakkında sahip olamaması hem tanıdık, hem de birkaç küçük uyarlamayla mantıklı geliyor artık. Yine tek bir savaş esirini kurtarmak için çok daha fazla askeri gözden çıkarmaktaki amacı da oldukça geçerli buldum. Ama şunu belirtmeden geçemeyeceğim; adı Yıldız Gemisi Askerleri olan bir kitaptan benim beklentim bu değil. Hani ışın tabancaları, hani negatif volteks silahları, hani aksiyon, hani üç memeli uzaylılar.

Otuz yaşındaki bir şapşalın, oyunu on beş yaşındaki bir dâhiden nasıl daha akıllıca kullanabileceğini hiçbir zaman anlayamadım.

kitap yorumu, özeti, pdf, indirKonu ile alakasız olarak değinmek istediğim bir şey var. İnsan ne kadar hayalperest, ne kadar yaratıcı olursa olsun, bugün geldiğimiz noktadaki bazı şeyleri hayal edemiyor. Mesela o kadar güç takımı, uzay gemisi ve onlarca teknolojik harikadan bahsetmiş ama mektuplar hala zarfla, kağıtla, yalamalı pulla. Neyse, diğer düşündüklerinin yanında bu da nazar boncuğu kalsın.

Kapak sade, klas ve İthaki Bilim Kurgu Dizisinin diğer kapakları ile uyumlu. Görünen o ki İthaki bu sefer, kitabı basmadan önce hiç değilse bir kez, birine okutmuş. Özellikle ‘Adalet’te durum gerçekten vahimdi. Çeviri iyi olmakla beraber bazı yerlerde “bu ne?” dediğiniz oluyor. Orijinalinde nasıl bilmiyorum ama Çevik Piyade yerine Ç. P., acemi er yerine A.E., Boenos  Aires yerine B.A. gibi kısaltmalar kullanılmış. Sanki yazmaya üşenmişler gibi duruyor. Yine iki sayfa önce yarbay olan Dubois, bir anda albaylığa yükseliyor. Aslanlar gibi “hazır, tetikte, çakı gibi” demek varken “alesta” kelimesi kullanılmış. Bunlar neyse de “Elbette artık buna benzer olayları neredeyse hiç yaşamıyoruz ama bir kez yaşanmış olması bile fazladır.” Sizce de garip bir cümle değil mi?

Çünkü devrim – silahlı ayaklanma- için yalnızca memnuniyetsizlik değil, saldırganlık da gerekir. Bir devrimci savaşıp ölmeyi göze almalıdır yoksa kumda oynar. Saldırgan olanları ayırır ve çoban köpeği yaparsanız, koyun asla size sorun çıkarmaz.

Çoğu bölüm İncil’den bir ayet ile başlamış. Ancak en son bölümde kitabın ana fikrine uygun olarak Maide suresi 32. Ayet “Kim bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur” konmuş.

Dedim ya, eğer istediğiniz, atlamalı, zıplamalı, aksiyonu bol bir uzay macerası ise uzak durun. Bu kitap o beklentiyi pek karşılamıyor. Ancak askerlik, insan hayatı, yaşam hakkı gibi konular üzerine derin anlatımlar içeriyor. Bunu bilerek alıp okuyanı kesinlikle tatmin edecektir.
itap yorumu, künyesi, pdf, indir


    
      Orijinal Adı: Starship Troopers
      Yayın tarihi: Mayıs 2016 (1. Baskı)
      Yazar: Robert A. Heinlein
       İngilizce'den Çeviri: Öznur Özkaya
       Ebat: 13,5 x 21cm
       Sayfa: 308
       ISBN: 9786053755548
       Goodreads Puanı: 3.99

26 Eylül 2016 Pazartesi

Kudüs Kırmızısı - Şebnem Pişkin

Kudüs, kitap yorumu, pdf. özeti
Zordu çocuk olmak Kudüs'te. Top oynamayı bilmezdi burada çocuklar. Top deyince, havan topu gelirdi akıllarına. Büyümek için acele ederlerdi. Çocuk olmak için vakit yoktu çünkü buralarda.






Bu sefer bir değişiklik yaptım. Sevgili Şebnem Pişkin'in son kitabı Kudüs Kırmızısı hakkındaki yorumumu kendi bloğumda paylaşmak yerine,  daha geniş kitlelere ulaşması açısından Biraz Yazalım isimli blogda paylaştım. Misafir yazarlık konusundaki ilk deneyimi ve Kudüs Kırmızısı hakkındaki düşüncelerimi öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz. İyi okumalar... 


kudüs, kitap yorumu, pdf. özet

21 Eylül 2016 Çarşamba

Kör Baykuş - Sadık Hidayet

iran edebiyatı, kitap yorumu, pdf. özet

Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen, kemiren yaralar.

Bu kitabı ilk olarak Edirne Kitap Okur isimli facebook grubunun yöneticisi Nebahat Hanım sayesinde gördüm. Ne yalan söyleyeyim Sadık Hidayet ismini daha önce hiç duymamıştım. (Bu da benim bir ayıbım olarak burada dursun) Ancak çevirinin Behçet Necatigil tarafından yapılmış olması dikkatimi çekti ve ilk fırsatta kitabı edindim. Aslında çok daha önce okuyacaktım ama araya senelik izin, bayram tatili girince biraz gecikti.

Gerek Behçet Necatigil'in yazdığı önsöz, gerekse Bozorg Alevi'nin yazdığı sonsözde yazarın hayatı, sanatçı kişiliği ve eserleri hakkında epey detaylı bilgiler verilmiş.

Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler.

Kitap, ilk bakışta birbiri ile alakasız görünen, sonrasında tamamen ilişkili olduğu anlaşılan iki hikâyeden oluşuyor. Hikâyeler öyle ilişkilendirilmiş ki; ilk hikâye, ikinci hikayedeki adamın gördüğü bir kabus mu, yoksa ikinci hikaye ilk hikayedeki kalemdan ressamının yazdığı bir öykü mü birbirinden ayırmak mümkün değil.

Her iki hikâyede afyonlu, büyülü ve masalsı…  Evinde tek başına yaşayan afyon ve şarap tutkunu bir kalemdan ressamı, kalemdanlarına hep aynı sahneyi işlemektedir. Bir gün bu resmettiği sahnedeki kadını karşısında bulur. İçine düştüğü gizemli durum onu ikinci hikâyeyi yazmaya iter.

İkinci hikâyemizde ise karısı tarafından aldatılan, hasta (sanırım verem) bir adamla baş başayız. Karısına büyük bir aşk ve aynı zamanda büyük bir nefret ile bağlı olan adamın hastalığının son evreleri yaklaştıkça, içinde büyüyen sevgi, kin ve şüphe tohumlarının beynini kemirmesine şahit oluyoruz. Git gide deliren adamı hezeyanları, kâbusları, sanrıları ve kararsızlığı sizi de ele geçiriyor. Hatta öyle ki ben bir ara o kadar daraldım ki "ölse de kurtulsam" dedim.

Gökte herkesin bir yıldızı olduğu doğruysa, benimki çok uzakta, karanlık ve pek önemsiz bir şey olmalıdır. Belki de benim hiç yıldızım yok!

kitap yorumları, kitap özeti, pdf
En başta kitabı almama çevirmenin ismi sebep oldu demiştim ya aferin bana. Harika bir tercih yapmışım. Çeviri tek kelime ile mükemmel. Türkçenin, noktalama işaretlerinin kullanılışı inanılmaz, kusursuz, muhteşem. Orijinal dilinde nasıldır bilmiyorum ama Necatigil, şairane bir anlatımı tercih etmiş. (bakınız en üstteki, aynı zamanda kitabın ilk cümlesi olan alıntı) Acaba elden geçirildi mi bilmiyorum (ki kapak içinde böyle bir bilgi yok) 1977 yılında yapılan bir çeviri olmasına rağmen, bugün ki pek çok kitabın çevirisinden çok daha akıcı ve anlaşılır bil dil ile hazırlanmış.

Yaşlılar vardır, gülümseyerek ölürler, uykuda sağdan sola döner gibi veya sönmesi gibi yağı biten bir lambanın. Ama sağlam bir genç, ölüme karşı var gücüyle savaştıktan sonra birdenbire ölürse ne hisseder?

Kapakta yazdığına göre YKY'de 18. baskı. Kapak yayınevinin klasik siyah çevreli kapaklarından. Çerçevenin içinde, kafesteki baykuşların arasında oturan bir adam var. Bu tip karikatürize çizimli kapakları seviyorum. Harf hatası, yazım yanlışı vs. bir şey yok ama sanırım bunda da Necatigil'in payı var. Kitabın içine, kapak resmi ile süslenmiş küçük bir ayraç koymuşlar. Ancak ayracın arkasında Sadık Hidayet'in YKY'den çıkan diğer kitaplarının tanıtımının olması gerekirken, her nedense Sabahattin Ali'nin kitaplarının reklâmı var. Anlayan beri gelsin.

Hikâyelerin kendisi ilginizi çekmeyebilir. Saygı duyarım. Ama Türkçe kullanımında en üst seviye nedir görmek için mutlaka okunması gereken bir eser.



iran edebiyatı, pdf. kitap yorumuOrijinal Adı: Bûf-i Kûr
Yayın tarihi: Haziran 2016 (18. Baskı)
Yazar: Sadık Hidayet
Farsça'dan Çeviri: Behçet Necatigil
Ebat: 13.5 x 19.5 cm
Sayfa: 95
ISBN: 9789750803027
Goodreads Puanı:  3.98




 
UA-57355180-1