14 Ocak 2017 Cumartesi

Od - İskender Pala

kitabı yorumu, pdf, özeti

- Bir ‘Yunus’ Romanı – 



Kaçmak demeyelim istersen, Yunus, evladım, hayata tutunmak diyelim. Çünkü her kaçışın hasret gibi, gurbet gibi, firkat gibi acıları, terk etmek, gözden çıkarmak, vazgeçmek gibi fedakarlıkları vardır. Bunun için kalbi kırık olur kaçanın, içinde hasretlikler büyür. Vatandan, topraktan, sevgiliden yana hasretlikler.

-        

Edirne Kitap Okur grubu ile geçen ay yaptığımız toplantıda üzerinde mutabakata vardığımız Od’u okudum. Sayelerinde okuma planımda hiç olmayan kitaplar ile tanışma fırsatım oluyor. Henüz mükemmel sonuçlar alamasam da en azından farklı lezzetler aldığımı söyleyebilirim.

Kitaba başlamadan önce, ne yalan söyleyeyim, ön yargılıydım. Baştan sona dergahta geçen, bir o dervişin, bir bu dervişin ağzından, dünya ve ahiret adabıyla dolu, bin türlü veciz söz okuyacağımızdan endişe etmiştim. Neyse ki korktuğum kadar değilmiş. Hatta ilk bölümler bildiğin bir tarihi macera romanı gibi.

Efenim, yazar bize bir anlatıcı karakter kurgulamış, Molla Kasım. Böylelikle, benzerlerine pek rastlamadığımız, eşsiz bir örneğini Amin Maalouf’un Tanios Kayası’nda görebileceğiniz “ikinci tekil anlatım” yolu seçilmiş. Kurguya göre kaderi Yunus Emre ile kesişen Molla Kasım, ondan aldığı ilham ile kendisinden ve oğlundan dinledikleri ile gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bir biyografi hazırlamış.

Moğol istilası ile yerinden yurdundan olan Yunus’un hayatı boyunca neleri kaybettiğini, nelere sabrettiğini ve neleri kazandığına şahit oluyoruz. Sadece Yunus’un hayatı değil, onunla birlikte yıkılmak üzere olan Selçuklu Devleti’nin son yılları ve Osmanlı Devleti’nin (daha doğrusu beyliğinin) kuruluşu hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Ancak kendi cahilliğimin de etkisi olmakla birlikte; anlatılanların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu, hangi söz, hatıra Yunus’un, hangisi İskender Pala’nın bilemedim.

Dönem insanlarının yaşadığı zorluklar, yayan gezilen Anadolu toprakları son derece ilgi çekici gelse de, arka planda sürekli verilen şeyh, dergâh, derviş, tarikat, yol güzellemelerini pek sevmedim. Bunun yanı sıra Keloğlan masalarından fırlamış gibi duran, İslamiyet’in kendi özüne aykırı duran, kendiliğinden ortaya çıkan sofralar, söğüt dalıyla adam kesen cengâverler ve buna benzer kerametleri abartılı buldum.

Acının birine üzülmeden diğeri geliyordu Molla Kasım. Yeni bir acıya ah edecek olsak, içimizdeki eski bir ah ağzımızdan çıkıp ona yer açıyordu.

Öte yandan yazar, bilerek ya da bilmeyerek korkunç bir gerçeği gözler önüne seriyor; düşünsenize daha 12. yüzyılda, nüfusu bugünkünden kat be kat az olan Anadolu’da onlarca şeyh, derviş, abdal, kahin, tarikat, dergah, mezhep cirit atıyormuş. Ne acı. Kaldı ki o döneme ait en güzel tanımı Yunus Emre’nin gönlünün yıldızı Sitare yapmış:
“İnsanlar yaratılışlarının gereği madde ile mana dengesinde yaşamak isterlermiş. Madde tükenince geride bıraktığı boşluğu mana doldurur; yahut mana yükselince madde bedeni terk edip gidermiş.”
Ne güzel söylemiş. Belki de dini satanların zengin, kendini Allah’a en çok muhtaç ve yakın olmak zorunda hissedenlerin fakir olması bu yüzdendir.

Zalimin karnından aşı eksilmeyegörsün, mazlumun kanına ekmek doğrar da yer.

kitabı yorumu, pdf, özeti
Özel bir sebebi olmamakla birlikte kapağı beğenmedim, kitap ile birlikte cd gelmesini esefle kınadım. İngilizce eğitim seti mi bu, cd’de neyin nesi? Kelime, imla, yazım yanlışına gözüm ilişmedi, bu açıdan oldukça başarılı. Ancak yüzyıllar öncesindeki dervişlerin konuşurken Simurg, girift, taciz gibi kelimeler kullanmalarını garipsedim.

Onun dışında hayatıma yeni ufuklar açan, iyi ki okumuşum dediğim bir kitap olmadı.  Ancak anlatımı sürükleyici, anlaması kolay bir kitap olması nedeni ile kolay okunan akıcı bir roman. Bu nedenle vakit kaybı da diyemem.






                                        
Od - İskender Pala



Orijinal Adı:
 Od 
Yayın tarihi: Ekim 2016 (17. Baskı)
Yazar: İskender Pala
Ebat: 13,5 x 19,5 cm
Sayfa: 359
ISBN: 9786054322848
Goodreads Puanı: 4.0





0 yorum:

Yorum Gönder

 
UA-57355180-1