12 Mart 2017 Pazar

İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali

roman, kitap yorumu, pdf
İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak demek değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.



Evet, Edirne Kitap Okur grubunda 4. ay ve 4. kitabım. Bu kez Türk edebiyatından bir roman okumaya karar vermiştik ve klasikler arasından Şubat ayı kitabı olarak Sabahattin Ali'den İçimizdeki Şeytan'ı seçtik. Bu sayede Sabahattin Ali'den sadece Kürk Mantolu Madonna'nın, Madonna'nın hayatından bahsetmediğini bilmekten daha fazlasını edinme şansı yakaladım.

Kitabın en başında Selim İleri'nin yazdığı bir önsöz var ama birkaç kötü deneyimden sonra bu gibi önsözleri okumama kararı aldığım için okumadım. Ya kitabın sonu hakkında tatsız bir ipucu veriyorlar ya da içerik hakkında benim ölsem aklıma gelmeyecek çıkarımlarda bulunup kendimi geri zekâlı gibi hissetmeme neden oluyorlar.

Genel olarak baktığımızda bu romanın size özetleyebileceğim belirli bir konusu yok. Bir benzerini Paulo Coelho'nun Elif isimli kitabında olduğu gibi daha çok iç hesaplaşmalar, insanların kendi ya da karşısındakinin kişiliğini irdeleyen monologlar ve o dönemin siyasi, edebi hayatına ilişkin yorumlamalar var.

Torpille yerleştiği postane memurluğuna ara sıra uğrayan Ömer, bir gün vapurda gördüğü Macide'nin hayatının kadını olduğu hissine kapılır ve peşine düşer ve hemen ardından kaderin cilveleri onların bir araya gelmelerine kolaylık sağlar. Ancak Ömer'in ruhunun derinliklerine saklı, uyuşuk, tembel, başıboş, avare, düşüncesiz, sorumsuz bir şeytan varken, bu birlikteliğin ne kadar süreceği belli değildir.

Her dönem romanı gibi, ülkemizin bugünkü günlerine bir köprü olma niteliği taşıyor. Baktıkça, okudukça şaşırıyorsunuz. 1940 yılından bu yana (kitabın ilk basıldığı yılı, yazıldığı yıl olarak kabul ediyorum) toplumun çarpık ahlak anlayışı, bu anlayışla şekillenen mahalle baskısı, torpil, rüşvet, adam kayırmacılık, bankamatik memurluk, -günümüzdeki karşılığı ile - insanların like alma hevesi, yeteneksiz şairler ve komedyenler,  edebiyatın, sanatın ve müziğin yozlaştığına dair sohbetler… Yahu neredeyse 80 senedir bir ülkede hiç mi bir şey değişmez.

Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş.


roman, özet, pdf, indirRoman baştan sona kasvetli bir ortamda geçiyor. Bunu anlatımın başarısı olarak söylüyorum; her an kötü bir şey olacak hissi bir türlü yakamı bırakmadı. Kitabı okurken , yine benzer klasiklerden uyarlanan Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnu gibi dizilerden sahneler önümden geçip durdu. Hatta zaman zaman 'acaba bu kitabın dizisi neden çekilmedi' diye sordum kendime. Bence birkaç sezonluk bir tv dizisi için son derece müsait.

İçindeki "gevşeği" temize çıkarmak için hayalinde bir şeytan uyduran Ömer üzerinden son derece sağlam bir dönem eleştirisi yapılmış. İşin acı tarafı yapılan eleştirilerin güncelliğini koruması. 80 sene boyuna bir arpa boyu yol gidememiş, onca soruya bir cevap verememiş olmamız gerçekten ilginç.  Durumu "Etrafına daha aklı başında adamlar toplayabilirdin" diyen Ömer'e Nihat'ın verdiği cevap gayet güzel özetliyor. " Lüzumu yok. Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez. Bize, itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insanlar lazım. Bu gençleri romantik bir takım emellere bağlamak, onlara kabadayıca sergüzeştlerin hasretini duyurmak ve bugünkü hudutları dar gösterip büyük arzularla beslemek ve böylece hepsini avucumun içine almak daha kolay ve muvafık…"

Kitap Yapı Kredi Yayınlarında 45. baskısını yapmış. Çok merak ediyorum acaba bunca yılın ardından yapılan baskılar daha güncel bir Türkçe ile yapılamaz mı? Böyle olması kitabın orijinalliğinden, güzelliğinden ya da özünden çok şey alır mı?  Bu hali ile yeni nesil kitaba, sadece Sabahattin Ali'nin popülaritesi nedeni ile ilgi gösterir diye düşünüyorum.
künye, özet, pdf


Orijinal Adı: İçimizdeki Şeytan
Yayın tarihi: 2016 (45. Baskı)
Yazar: Sabahattin Ali
Ebat: 14 x 21 cm
Sayfa: 267
ISBN: 9789753638036
Goodreads Puanı: 4.33













2 yorum:

  1. Herkesten bir parça taşıyor bu roman. Bu eserin insanda bırakabileceği en somut şey; damakta kalan tadıdır. Okuduktan sonra Macide'nin arkasından bakıp kayıplara karışan Ömer gibi oluyor insan. Ömer ortadan kayboluyor, okuyan ortada kalıyor.

    YanıtlaSil
  2. Kitabın edebi diline yaraşır, güzel bir yorum yapmışsınız. Teşekkürler...

    YanıtlaSil

 
UA-57355180-1