23 Nisan 2017 Pazar

Şaman Gözü - Asu Mansur

şamanizm, ritüel, kitap özeti
        Ey atalarım. Ey göğün hanları! Ulu Kayra Han’ın adıyla sizden dileğim şudur; süldemi, sünemi, özütümü her zaman yıldızlara yakın tutmama destek olun ki bende sizlere emin adımlarla kavuşmaya devam edebileyim.”

Böyle bir kitap ne zamandır aklımdaydı. Uzun bir süreden beri eski Türklerin gelenek ve inanışları, inanç ve uygulama sistemi doğanın ve evrenin işleyişinden esinlenen kadim bir dinin varlığı ve ne yalan söyleyeyim yıllardır okuduğum çizgi romanlardaki Kızılderililerin inançları ile olan benzerlikleri nedeni ile Şamanizm ilgimi çekmekteydi. Tesadüfen bu kitaptan haberdar olunca okumamak olmaz diyerek başladım.

Kitap, başlıkta da belirtildiği gibi gerçek bir şaman olan, ancak kendisi hakkında internette bile pek fazla bilgi olmayan Asu Mansur tarafından yazılmış. 10 bölüm altında şamanizme ait uygulamalar, gündelik yaşamda uymamız gereken kurallar incelenmiş. Anlayabileceğimiz seviyede aktarılmış.

Yaratanın teni doğadır. 


Bu kitap öncesinde Şamanizm hakkında çok fazla bir bilgim olmasa da, genel itibari ile beklentilerim doğrultusunda bir inanç ve mantık sistemi ile karşılaştım. Hayatın her aşamasında kendine dünyanın ve kâinatın muazzam dengesini örnek alan bir yaşam felsefesini kabullenmek zor değil. Lakin bu örnek almanın, yürümekten su içmeye, uyumaktan, yataktan çıkmaya kadar her eylemimizi kapsıyor olması, ne yalan söyleyeyim ilk başlarda korkutucu gelmiyor değil.

Baştan anlaşalım, bu kitabı okuyarak, evrenin şifresini çözme, başarılı olmak, bundan sonra antibiyotik kullanmadan gribi atlatacak sihirleri öğrenmek gibi hayalleriniz varsa, vazgeçin. Zira her ne kadar öğretilen her sihir, (bu arda sihir ile büyünün farklı şeyler olduğunun altının çizildiğini belirtelim) her tedavi yöntemi akla mantığa son derece uygun olsa da, günlük şehir yaşamında uygulayabilmek neredeyse imkânsıza yakın gibi. Bu nedenle bu kitaptan önce, kuşkusuz bir inanç ile sonsuz ve samimi bir teslimiyet olmak üzere pek çok fedakârlığa ihtiyacınız var. Yine de kitaptaki hiçbir şeyi uygulayamasanız bile, etrafımızdaki canlı cansız her varlığın, her doğa olayının bir ruhu olduğu kabulü ile onlara iyi davranarak sürdüreceğimiz bir yaşamın bize onlarca pozitif katkı sağlayacağı muhakkak.

Satır aralarına serpiştirilen bilgilerden, pek çok atasözünün yanı sıra, değer yargılarımıza “batıl inanç” olarak işlenmiş pek çok davranışın aslında Orta Asya’da ki köklerimizden günümüze ulaşan bilgiler olduğunu anlıyoruz. Örneğin gidenin arkasından su dökmek, yemeğe tuz yerine şeker dökmenin tatsız bir olayı tatlıya bağlayacağına, sofradan çatal düşerse erkek, kaşık düşerse kadın misafir geleceğine inanmak gibi..

Yalan değil, ilk başlarda gerçekten karışık ve uyuması gereken sayısız ritüel var gibi duruyor. Ama eğer doğru anlamlandırdıysam şamanizmin temelde tek bir şartı var; taş, hava, su, toprak, ağaç, yağmur, rüzgâr ve daha aklınıza ne gelirse her şeye iyi davranmak ve yaşamımıza kattıklarından ötürü onlara teşekkür etmek. Düşünsenize ne kadar kolay ve bir o kadar zor.

kitap yorumu, şamanizm, ritüelDoğru hesapladıysam, 12 hayvanlı Türk takvimine göre Mavi Toprak Koyunuyum. Sanırım bu takvime göre pek çok iyi özellik taşıyorum. Bizim Ilgın, Kızıl Su Ejderha’sı çıktı. Kızıl olması dışında o da fena değil. Bunun yanı sıra henüz nereden bulacağımı bilmesem de kurt ya da at (belki her ikisi de) dişinde bir aksesuar taşımamın iyi olacağını öğrendim. (Kitapta tedavi yöntemini bulamadığım bel ağrılarım içinde yazara mesaj atmayı düşünüyorum. Umarım cevap verir ve yine umarım önerdiği metot benim açımdan uygulanabilir bir yol olur.) Ayrıca at nalının uğur getirdiği her ne kadar doğruysa da, kullanılacak nalın atın sol ön ayağından alınmış olması ve genel bilginin aksine uçları göğü gösterecek şekilde asılması gerekliymiş.

Gök demişken, insan organ ve uzuvlarının doğayla özdeşleştirilmesindeki mantığa şapka çıkardım. Tıbbi olarak doğruluğunu bilemem ama gerçekten mantıklı. Yürek-güneş, mide-toprak, karaciğer-orman, damar-nehir gibi. Bundan sonra kesinlikle bu benzerliklerin farkında olarak yaşamaya çalışacağım.

Yine başta görme orucu olmak üzere duyu oruçlarının son derece faydalı olduğunu düşünüyorum. Ancak kendi adıma kısa vadede uygulanabilir değil bir hafta gözlerim bağlı nasıl yaşarım, bu durumu kime nasıl izah ederim bilmiyorum.

Sevgilisine ya da eşine baykuş eti yediren kadın, istediği şeyleri yaptırmak konusunda hiç zorlanmaz. “Her kuşun eti yenmez” sözü atalar tarafından erkekler için söylenmiştir.

İlk başlarda etrafımızdaki her şeyin bir sahibi, bir ruhu olduğu inancının kısa süreli bir paranoyaya sebep vermesi mümkünse de, uzun vadede rüzgar iyesine burnumuza taşıdığı güzel kokular için teşekkür eden bir seviyeye ulaşmanın kimseye bir zararı olacağını düşünmüyorum.

Okudun da ne oldu, artık bir Şamanist misin diye soranınız varsa cevabım hayır. En azından şimdilik açılan bir üçüncü gözüm yok ve hayatımın geri kalanını Ulu Kayra Han’ın yoluna adama kararı almadım. Kaldı ki kitabın böyle bir amacı ya da iddiası da yok. Ancak kendi adıma bilinç seviyemin bir basamak yükseldiğini ve bundan sonra çevremde gelişen olaylara farklı bir gözle bakacağımı biliyorum. Aynı zamanda hepsi olmasa da günlük yaşantımda da birkaç değişiklik yapmak niyetindeyim. Ama böyle bir kitabı hayatımın daha erken bir evresinde ya da daha dingin bir zamanında okusam, eminim ki bundan sonraki yaşantımda çok daha köklü değişiklikler olurdu. Ne diyelim kısmet, belki başka bir yaşam formunda…
kitap yorumu, künye



Orijinal Adı: Kham Karak
Yayın tarihi: Ocak 2017 (12. Baskı)
Yazar: Asu Mansur
Ebat: 13.5 x 21 cm
Sayfa: 272
ISBN: 9786053111030
Goodreads Puanı: 3.19

2 yorum:

  1. Karamba!
    Böyle bir kitap okumak arzum vardı. İyice merak ettim.
    O değil de, kitabı elinde tutan fıstığa mahsus selam ederim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoş geldiniz ve teşekkürler :) Fıstığında size selamı var.

      Sil

 
UA-57355180-1