Her kötünün içinde bir iyilik,her iyinin içinde de bir kötülük vardır. İnsan sadece görmek istediğini görür.

15 Ekim'den itibaren tüm kitap satış noktalarında

Geziyoruz biz

Hep okuyacak değiliz ya


26 Şubat 2017 Pazar

Seksi Numara - Melis Ben


porno, erotik, roman
Melis Ben. Gerçek ismim değil tabii. Özgür ismim o benim. İçimdeki her isteği sonuna kadar bağırdığım ismim. Ama bu kitapta ismim dışında her şey gerçek.



Kitabın konusu, türü ve doğası gereği, yaptığım alıntılar ya da kendi yorumlarımda kullandığım kelime ve tabirler rahatsız edici olabilir. Bilginize…










uyarı


Seksi  Numara adının da vaat ettiği gibi müstehcen, kitap sitelerinin kategori algoritmasına göre erotik, bana sorarsanız düpedüz pornografik bir roman. Benzer başka bir roman okumadığım için porno dozu diğerlerine oranla ne seviyede bilmiyorum. Anladığım kadarıyla, sadece internet yorumları ile haklarında fikir sahibi olduğum, Pucca ya da Melisa P. kitapları  gibi  genç ve yalnız bir kadının başından -yatağından- geçenleri anlatan bir kitap. Tek fark, Melis'in yatağından sadece bir erkek geçiyor.

Melis Ben, her ne kadar ismim dışında her şey gerçek dese de, ben bunun kitabı pazarlamak için yazılan bir reklâm metni olduğunu düşünüyor ve oldukça akıllıca buluyorum. Yalan yok, bu kitapta anlatılanların gerçek bir kadının gerçekten yaşamış olabileceği hissiyatı son derece tahrik edici.

Başlarken benzer kitap okumadım dedim ya, evet okumadım ama laboratuarda deney tüplerinin içinde de büyümedim. Ergenliğimizde -ki videonun karaborsa, vcd'nin ise icat edilmediği yıllara rastlar- Penthouse, Kral, Hustler gibi dergilere göz atmamış değilim. Bilenler bilir, bu dergilerin forum köşeleri olurdu. Kimbilir hangi abuk sabuk insanlar, masa başında oturur, sırf dergide boş kalan yerler dolsun diye, sanki dünyanın en şanslı insanlarıymışlar da, en olmadık ihtimaller onların başına gelmiş gibi ilginç hikâyeler yazarlar, biz de bunları gerçek sanıp, elimiz ayağımız titreyerek okurduk. Durumu en güzel özetleyen bir karikatür için buyurun. Yemin ediyorum o zaman ki libidomuzu, jeneratöre bağlamanın bir imkânı olabilseydi, kesinlikle orta ölçekli bir Afrika ülkesinin bir kan aylık elektrik ihtiyacını karşılayabilirdik. Ama imkân verilmedi işte.

İşe bak, porno bir roman okurken, lise anılarımı hatırlayıp hüzünlendim, iyi mi?

Mutsuz ve cinsel yönden yetersiz bir evliliğin ardından yalnız yaşamaya başlayan Melis, kasıklarında yanan ateş ile kavrulup gitmektedir. Ancak etrafındaki erkeklerin hiçbirini hayatının itfaiyecisi olmaya layık bulmadığı için sorunlarını geçici olarak manuel yöntemlerle çözmeye gayret etmektedir. Bir gün aklına kendine bir hat çıkarıp, rasgele insanlarla sanal seks yapma fikri gelir. Gelgelelim ilk talihli Erhan, ona aradığı her şeyi fazlasıyla, hem de sadece telefonda sunmuştur. Varın bir de gerçekten karşılaştıklarında neler olacağını düşünün.

Düşündünüz mü? Eh artık kitabın sonunda ne olacağını yüzde seksen biliyorsunuz, isterseniz okumayı bırakabilirsiniz. Kitabın sonrası büyük oranda tahmin ettiğiniz gibi ilerliyor, gidin bir duş alın. Artık, asansörde, hamburgerci de, ev de, merdivenler de, elbette araba da, (her nasılsa mutfak tezgahı ve piyano es geçilmiş) karşılaştıkları herhangi bir yerde. Aralarında muhteşem bir ten uyumu var. Tek sorun, tek başına on İtalyan aygırının kudretine sahip Erhan'ın aynı zamanda su katılmadık bir öküz olması. Ama ne gam. Adamın tek gecede altı seferi var, o kadarcık öküzlük hakkı değil mi? (Bu arada yazar farkında olmadan Grup Vitamin'in on yıllar önceki bir teorisini doğruluyor. Lütfen bakınız ilk albümden Fatoş isimli şarkı, son mısra; Kızlar öküzü sever.)

Kitabın asıl sorunu şu ki; kadının kendine layık gördüğü isim her ne kadar Melis ise de, ruhu tam anlamıyla bir Kezban. O medeni, rahat, kendine güveni tam, erkek egemen ahlak anlayışına meydan okuyan tavırları hep maske. İş Erhan'ın maço tavırlarına gelince hep kendine bir mazeret uyduruyor, bildiğin hoşlanıyor, yok dur hoşlanmıyor, kendi de itiraf ettiği gibi resmen ıslanıyor. Sadece, "Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla" klişesiyle kendini kandırıyor. Ve de bir çok kadın gibi karşısındaki, sevdiği, seviştiği gerçek insanı değil, kendi hayalinde yarattığı, onun suretini seviyor. Yok ben bunu eğitirim de, öküz ama benim elimde minnoş kedi olur da, istediğim kıvama elbet getiririm de. Bok getirirsin afedersin. Kaç yaşında adam, olsaydı bu zamana kadar olurdu. Eyy kadınlar, karşınızdaki adamın hal ve tavırlarının tek nedeninin, bugüne kadar sizinle karşılaşmadığından kaynaklandığı sanrısından vazgeçin. Alacağınız mal bu. Bilip de alın, sonradan hayal kırıklığı yaşamayın.

Porno sahnelerin anlatımı gayet başarılı olsa da genel açıdan anlatımı beğenmedim, eksik buldum. Yazarın yaşını bilmiyorum ama 20'li yaşların ortalarında olması gerek diye düşünüyorum. Yoksa "Manyak gibi tatlı bir hatunum, Ama ele gelirim, bence çok acayip ele gelirim" gibi cümlelerin yanı sıra "Ay ama bu çok tatlı ya, Ben yerim ki bunu yerim yerim, Of ama ya" gibi ponçik tabilerin başka açıklaması yok. Buyurun bir örnek; "Gözüm o kadar dönmüştü ki, kapıyı bakmadan açtım. Geleni tanımıyordum. Ama o beni tanıyordu. Bana gülümseyişinden beni tanıdığını anlıyordum. Esmer kalın bir şeydi. Filinta değildi ama erkek erkek duruyordu. Fazla erkekti. Hatta ben erkeğim diye bağırıyordu. Bunu yapan, sanırım gözleriydi. Yok, yakışıklıydı galiba. Gözlerine bakmaktan anlayamıyordum ki. Bunun bakışları benimle kapının önünde sevişiyordu."

Ancak küçük bir ayrıntı, yazarın gerçek yaşının yanı sıra, diş sağlığına gösterdiği özen konusunda da bize bir fikir veriyor. Melis Erhan öküzünden bahsettiği bir yerde "Bir kere o diş macununun tüpü ortasından sıkılıyorsa al başına belayı." diyor. Oldu mu be Melis'ciğim? Ortasından sıkılıyor diye eski formuna dönmeyen, dipte kalan kısmını kurutan diş macunu tüpü mü kaldı? Ben 38 yaşındayım hayal meyal hatırlıyorum o teneke tüpleri. Sen de ya hala 90'lı yıllardan kalma bir diş macunu stoğu var ya da macun tüplerinin geldiği aşamayı fark etmeyecek kadar uzun bir süredir diş fırçalamıyorsun. Lütfen diş macunu stokladığını söyle.

porno, erotik, roman, melisHer ateşli sevişme sahnesinin ardından, felsefi, kadına ve kadının toplumdaki yerine dair kısa aralıklar verilmiş, iyi olmuş. Biz de o arada gidip elimize yüzümüze bir su vurup kendimize geliyoruz. Lakin bu felsefi tartışmalarda Melis'in kendi tarzıyla; "Yatak üç günlük. Kişilik ömürlük. Erkek de kadın da bunu iyice bilmeli. O çok önem verdiğin çükün bir gün kalkmayacak. O bomba göğüslerin bir gün altına koyduğunda beş tükenmez kalemi birden tutacak, düşürmeyecek. Sarkacaksınız. Buruşacaksınız. Bozulacaksınız. Birlikteliğinizin tek nedeni seksse de sıçacaksınız. Çünkü çük-am fingirdeşmesinden sonra yaşanacak çok uzun yıllar olacak önünüzde ve siz sevmediğiniz, saygı duymadığınız bir kişilikle o yılları beraber geçirmek zorunda kalacaksınız."

Ha unutmadan, uygunsuz (gerçi kime göre, neye göre) kelime kullanımın geldiği nokta da bu; " Niye sikiyorum ki ben? Amsam ya? Iyy çok çirkin. Amdığımın terlikleri. Amarım. Amdır git. Amılmış herif. Amcık. Ama o zaten var. Sikcik var mı peki? Sikini amayım. Aha bak bu güzelmiş. Birisi bana amını sikerim dese, esas ben senin sikini amarım desem ne yapar acaba? "

Sonuçta tahrik etmiyor mu, evet ediyor. Eğer amaçlanan buysa oldukça başarılı. Liseli gençlerin fantezi dağarcığına onlarca malzeme vereceği kesin. Sadece böyle bir kitap yazmanın, basmanın amacına kafam basmıyor. Belki de Seksi Numara, benim için yanlış bir kitap değil de, ben Seksi Numara için yanlış bir okurumdur, bilmiyorum.

Denizaltı Yayınlarından çıkan kitap ilk olarak Wattpad'de yayınlanmış. Yeterince ilgi çekmiş olacak ki basılmış. Ancak basılırken wattpad'den olduğu gibi kopyalanıp baskıya verilmiş. Anlaşılan o ki editör arkadaşın elleri, bu kitapla ilgilendiği esnada başka şeyle meşgulmüş. Zira editör dokunuşu falan hak getire. Birbirinden ayrılması unutulmuş kelimeler, noktalama işaretlerinden sonra verilmeyen boşluklar, ayrı yazılmayan soru ekleri ve daha niceleri. Hatta aynı sayfada yazı karakterleri birbirinden farklı olan paragraflar bile var; korkunç.

Seksi Numara, şömizli kapakla satışa sunulmuş. Üst kapakta sadece yazarın ismi var. Çeşitli ortamlarda daha rahat raflara konulabilmesi için bence mantıklı düşünülmüş. Alt kapakta ise telefon kordonuna dolanmış bir hatun var. (al bak bu da 90'lardan. Kordonlu telefon mu kaldı yahu?) Ancak Melis, kapağı yapan arkadaşın da aklını başından almış olmalı; nasıl bir fotoshop yaptıysa kadının göğsünün olması gereken yerden omuzu çıkıyor. Sağ omuzu dikkatli bakın. Tövbe bismillah, tuvalette ekmek mi yemiş, annesinin bedduasını mı almış, böyle bir garip olmuş kadın. Uzuvları yerine getirecek doğru açıdan bakacağım diye benim şeklim bozuldu. 

Neyse, uzattığımın farkındayım ama inanın kitabı okurken aldığım notların birçoğunu yazıma almadım. Bu yorumun ardından hala kitabı okumak isteyenlere son bir uyarında bulunup kaçıyorum; Eğer alacaksanız ikinci el değil, yeni bir kitap alın, sayfalar yapışabilir. Sonradan travma yaşamayın.
porno, erotik, roman



Orijinal Adı: Seksi Numara
Yayın tarihi: Ocak 2017 (1. Baskı)
Yazar: Melis Ben
Ebat: 13,5 x 21 cm
Sayfa: 272
ISBN: 9786056711336
Goodreads Puanı: 3.50










11 Şubat 2017 Cumartesi

Kahire'de Kayıp - Parker Bilal

Kahire'de Kayıp - Parker Bilal
       Levhada Akıl Hastalıkları İçin Askeri Hastane yazılıydı. Aklını kaybeden askerleri bir zamanlar buraya getiriyor olmalıydılar. Makana belki de artık orduda deli yoktur, diye düşündü, belki de işleri onlar yürütüyordu.

Hayat güzel tesadüflerle dolu. İnsanın hiç aklında olmayan bir kitabı birden bire karşısına çıkarabiliyor; bambaşka bir amaçla aldığım, Türkiye'nin tek polisiye dergisi sloganıyla yayın yapan 221B'nin sayfalarında reklâmını gördüğüm bu kitap gibi.  Reklam her ne kadar aman aman ilgi çekici değilse de, derinlerde bir yerde "beni oku" diye seslendi sanki. Ben de bu sese kulak vermekle kalmayıp, üstüne üstlük, Edirne Kitap Okur grubundaki kitap önerme hakkımı bu kitaptan yana kullandım. Sağ olsunlar, beni kırmadılar, kabul ettiler. Ben "ya beğenmezlerse rezil olur muyum?" diye düşünürken, toplantıdan önce gelen ön incelemelerin, tıpkı benim izlenimlerim gibi olumlu olduğu görünce rahatladım. Eğer biraz kendimi beğenmeme müsaade buyurursanız, sanırım bir kitap eleştirmeni olarak artık iyi kitabın kokusunu bir dergi reklâmından bile alabildiğimi iddia edeceğim.


- Bir Makana Vakası - 


Kahire'de Kayıp, Sudan asıllı yazar Jamal Mahjoup'un Parker Bilal mahlası ile yazdığı, -bu noktada bir eleştirim var; eğer yazarın gerçek ismine bu kadar kolay erişebileceksek, mahlas kullanmanın anlamı ne?- Detektif Makana serisinin ilk kitabı. Türkiçe bir kaynağa göre bu seri 10 kitaptan oluşurken, Goodreads'de şimdilik 5 kitap var, Türkiye'de ise sadece ilk üçü yayınlanmış.

Sudan'lı idealist polis komiseri Makana, (bu arada, yorumu yazarken dikkat ettim, Makana'nın ne ön ne de soyadı ya da başka takma bir adı yok, sadece Makana) Sudan'daki İslami darbeden sonra değişen siyasi yapıya ve otoriteye karşı koymaya kalkınca, ölümden kurtulmak için Kahire'ye sığınmak zorunda kalmıştır. Burada da pek parlak bir hayatı olmasa da, kendi çapında dedektiflik yaparak yaşamını sürdürmeye (buna yaşamak denirse tabi) çalışmaktadır. Bir gün Kahire'nin önemli adamlarından biri tarafından, ünlü bir futbol kulübünün ortadan kaybolan yıldız oyuncusunun yerini bulmak üzere kiralanır. Bu, Makana'nın özel dedektiflik kariyerinde bir dönüm olabileceği gibi Kahire'de ki sığınmacı kimliğini de sıkıntıya sokacak bir görevdir. Makana, bir yandan kayıp futbolcuyu bulmaya çalışırken, bir yandan da Mısır'ın yozlaşan ahlak ve adalet sisteminin yanı sıra Sudan'ın ardından Kahire'de de duyulmaya başlayan İslami devrimin ayak sesleri ile de boğuşacaktır.

Kitap pek çok yönden, okuduğum bir çok polisiyeden iyi. Türün takipçilerinin de bildiği gibi, polisiye romanlar çoğu kez edebi açıdan zayıf olurlar. Sayfalarca karakter tahlilleri, karşılıklı çıkarımlar, aforizmalar, tasvirler pek bulunmaz. Hatta alıntı yapacak tek bir cümle bile bulamazsınız kimi zaman. Çünkü o romanın işi önce aksiyondur ve okur bu durumdan şikâyetçi değildir. Öte yandan polisiyeye edebiyat bulaştırmak da her babayiğidin de harcı değildir. Yapacağım, edebi derinliği olan bir polisiye yazacağım derken, ismi lazım değil ünlü bir Türk polisiye yazarı gibi kendinizi fırında lüfer tarifi verirken, Rum meyhanelerinde meze kültürü geyiği yaparken bulabilirsiniz. Ama neyse ki Kahire'de Kayıp öyle değil. Ilgın'ın ellerinde gördüğünüz bu kitap, sadece bir iki yerde dozunu kaçırsa da, genel olarak polisiye ve edebiyatın sihirli bir iksir gibi tam tadında harmanlandığı bir kitap olmuş.

-Demokrasi aşk gibi, mutlu olmamız ve yerimizden kımıldamamamız için uydurulmuş bir yalan.
-Bazıları aynı şeyi din için de söyleyebilir.

Polisiye ve edebiyatın güzelliği bir yana, alt metinde bize çok tanıdık gelen ve inşallah başımıza gelmez dediğim, bugünlerimize bolca gönderme içeren, ders niteliğinde anlatımlar var. Keşke bu kitabı daha çok insan okusa da Makana'nın başına gelenlerden ders çıkarsa diyorum. Ancak şunu da belirtmeliyim ki; Makana'nın Sudan'da ki tutumuna bakınca idealistlik ile kalın kafalılık arasında incecik bir çizgi olduğunu görüyorum. Kendi adıma benzer bir durumda ben çok daha farklı bir tutum izlerdim diye düşünüyorum.

Çevirmenin ilginç bir üslubu var. Birleşik cümleler birbirine geniş zaman kipiyle bağlanmış. "Anayoldan ayrılır, toprak yolsan sola dönerken…" ya da "Makana sigarasını yakar, derin bir nefes çeker ve dumanı gökyüzüne üflerken…" gibi. Alışık olmayınca yadırgıyorsunuz. Bir de bolca Mısır'a özgü kelime, tabir ve nida, orijinal dilinde bırakılmış. İyi hoş da aramızda Mısırca bilen çok az kişi var. Keşke bu tip kelimelerin anlamları dipnot olarak verilseydi.

Kırmızı Kedi Yayınları kaç yıllık bir yayınevi bilmiyorum. Üzerlerine alınmasınlar ama blog, facebook, instagram ve bilumum internet ortamındaki kedi-kahve-kitap ilintili paylaşımlardan gına geldi. Mümkünse değiştirin abi yayın evinin adını. (Şaka)

Umarım serinin devamı gelir. 11.02.2016 tarihli toplantıdan sonra ilk işim, toplantı resimleri ile birlikte yayın evine mail atmak olacak. Serinin devamının takipçiyiz, basmazsanız, biz dükkanınızı basarız diye. En kısa zamanda Makana'nın ve yazarın gerçek ismi ile çıkardığı diğer kitaplarını da alıp kitaplığıma katacağım. Uzun lafın kısası, uzun süreden beri denk gelmediğim lezzette, harika bir kitaptı. Okuyunuz, okutunuz…


Kahire'de Kayıp - Parker Bilal




Orijinal Adı: The Golden Scales: A makana Mystery
Yayın tarihi: Şubat 2015 (1. Baskı)
Yazar: Parker Bilal
İngilizce'den Çeviri: Ali Cevat Akkoyunlu
Ebat: 13,5 x 21 cm
Sayfa: 335
ISBN: 9786059908207
Goodreads Puanı: 3.67



 
UA-57355180-1